30 Aralık 2006

Çifte Tebrik

Kurban bayramınız mübarek olsun..
Yeni yılda mutluluk, başarı, sağlık (kısaca: tüm iyi değerler) sizinle olsun..

25 Aralık 2006

En Önemli 10 Müslüman İcadı

Rus Pravda gazetesi Müslümanlarca gerçekleştirilip vazgeçilmez hale gelen keşif ve icatlara yer verdi.

Kahve: Halid isimli bir Arap, Etyopya'nın Kaffa bölgesinde keçilerin yere dökülmüş koyu renkli tohumları yediğini fark etti. Kahve 1645'te Venedik'e geldi.

Satranç: Eski Hindistan'da ortaya çıkan bu oyuna Persler tarafından bugünkü şekli verildi.

Paraşüt: Endülüslü Abbas Kasım İbn Firnas'ın asıl amacı uçan bir cihaz icat etmekti. İcadı sadece yere çakılmasını engelledi.

Sabun: Mısır ve Romalılar bazı materyalleri temizlik için kullansa da bitkisel yağları sodyum hidroksit ile birleştirip ilk sabunu yapan Araplardı.

Çelik Yelek: İlk kez ok geçirmeyen giysiler yapanlar Müslümanlar. Hıristiyanlar bunu Haçlı Seferleri sırasında öğrendi.

Ameliyat: Ebu'l- Kasım El Zehravi'nin, 10'uncu yüzyılda bulduğu ameliyat yöntemleri ve 200 alet hâlâ kullanılıyor.

Akşam yemeği: Irak'tan İspanya'ya gelen Ali ibn Nafi, 9'uncu yüzyılda çorbadan sonra et ya da balık yemeğiyle devam eden ve meyve ya da tatlıyla son bulan akşam yemeğini restoranında uygulamaya başladı.

Halı: İnsan figürünün kullanılmaması Müslüman dünyasında halıcılığın da gelişmesini sağladı.

Çek: 9'uncu yüzyılda Araplar iş yaptıkları kişilere verecekleri tutarı kağıt üzerine yazıyor bu kağıtlar gerçek para gibi değerlendiriliyordu.

Roket: Çinlilerin gösteri amaçlı roketlerinin içine potasyum nitrat katarak askeri amaçlı kullananlar Araplar oldu.

Bahçe: Bahçeyi çiçek ve sanat eserleriyle süsleyip meditasyon merkezi haline getirenler Araplardı.

5 Aralık 2006

Dr.Mehmet F.AYDIN

www.doktoruz.com adresindeki bir ankete katılmam sonucu bir adet kitap kazanmışım.. Ana sayfada bulunan kitap kazananlar listesinde yer alan ismimin başına "DR" ibaresi koymuşlar henüz o mertebeye ulaşamamış olsamda. İnsanın hoşuna gitmiyor da değil hani.. :-)

İnşallah gerçekten "DR" ibaresini hakettiğimiz günleri de görürüz..

18 Kasım 2006

Saw III

Testere serisinin 3. filmi olan "Saw III"ü geçen gün izledim. Testere 1 ve 2'yi izleyenlerin mutlaka izlemesi gereken bi devam filmi bence.. 3. filmde önceki filmlere göre daha fazla şiddet olduğunu söyleyebilirim.. Bence en güzel senaryo bu filmde. Filmin sonunda anlıyosunuz bir çok şeyi. Yani en azından ben çoğu şeyi filmin sonunda anladım filmin kahramanlarından Amanda gibi..
Acaba bunun 4.sü de çıkacak mı? Filmin sonunda yine bi açık kapı bırakılmış ama.. Bekleyip göreceğiz artık..

11 Kasım 2006

El Yazısısından Karakter Analiz (Grafoloji) Raporum

Geçen haftasonu İstanbul'da yapılan 23.Ulusal Gastroenteroloji Kongresi'nde bir ilaç firmasının reklam amaçlı el yazısından karakter analizi yapmaktaydı. Ben de bu fırsatı kaçırmadım ve ben de el yazısından karakter analizi yaptırdım.. İşte benim el yazısı analiz raporum aşağıda.. Ne kadar doğru olduğuna beni tanıyanlar karar verecek artık.
İki yıl önce başka bir tıp kongresinde yaptırdığım el yazısı analiz raporuna paralel çıktı
sonuç..

Bu da benim sonucum:::

Fiziksel&Materyalistik

Gerekli olduğu zamanlar için enerjisini saklama eğilimi vardır. Fiziksel ve maddi mutluluklar için az miktarda enerji kullanır.
Parayı tutabilir. Ne tam olarak tutumludur ne de aşırı cömerttir.

Duygusal Karakter

Duygusal durumlarda kontrollü kalır. Duyguları orta şiddetlidir.
Kötümser olabilir ya da yazı yazdığı sırada depresif veya fiziksel olarak yorgun olabilir. Doğal yapısı duyarlıdır. Bazı içsel gerginlikler ve kaygılar yaşıyor. Küçük şeyler kötüye gittiğinde sıkıntı yaşayabilir.

Entellektüel Stil

Düşünce tarzı ölçülü, tedbirli ve titizdir. Analitik akıl sahibidir.
Yaratıcı olmaktan hoşlanır ama yaratıcılığını kontrol altında tutabilir. Problem çözme konusunda oldukça başarılıdır. Detaylara dikkat eder.

Bireysel Karakter

Alçakgönüllü olma eğilimindedir. Yeteri derecede özgüven sahibidir. Görünüşü gururludur. Ailesindeki gelişmelerden gurur duyar.
Oldukça sabırlıdır. Aşina olduğu işlere kolaylıkla girer, aşina olmadıklarına daha ihtiyatlı davranır. İradesi sürekli güçlüdür.
Pek çok durumda esnektir. Değişen durumlara adapte olması gerektiğinde öz disiplini vardır. Oldukça değişken davranışlar sergiler. Elinden her iş gelir. Kendine özgü bir ifade gücü olan orijinal bir kişidir. Bilgili ve zevklidir. Özgürlüğüne düşkündür ve yeni heyecanlar yaşamayı sever.

Sosyal Karakter

Bazen yalnız kalmaya ihtiyacı vardır, bazense sosyal olmaya ihtiyacı vardır.
Düşüncelerini, kelimelerini ve hareketlerini gizlemeye ihtiyacı yoktur. Geçmişe gitmeye eğilimi vardır. Konuşkandır.
Yeteneklerini değerlendirme yeteneği duruma göre değişiyor. İnsanlar hızlı bir şekilde cevap vermediklerinde hayal kırıklığına uğrayabilir. Sosyal aktivitelerde aktif olma özelliğine sahiptir.

Mesleki Durumunuz

İşinde doğruluk hızlılıktan daha önemlidir. Tek başına veya bir grubun üyesi olarak çalışır.
Dikkatlidir ve işinde sistemlidir. Detaylar için iyi bir hafızası vardır. Sözlü ifadelerden hoşlanır. Yenilikçi, yaratıcı, girişimci ve açık projeler uygundur. Kültürel ilgileri vardır. Başkalarına hizmet etmek ister.
Biraz ilgilidir. Aradığı sonuca ulaşana kadar bir duruma yapışır.
Hırslıdır ve gelecek için uzun vadeli planları vardır. Hedeflerine ulaşmak için çok çalışmak ister.

6 Kasım 2006

Günün Sorusu...

Bugün bir tanıdığım yeni aldığı fotoğraf makinasıyla alakalı şunu sordu:
"Bunun pilini çıkarınca içindeki fotoğraflar siliniyo mu?"
Ben önce bişey diyemedim, sonra "Bilgisayarın fişini çekince harddiskteki herşey siliniyo mu?" deyince olay kahramanımız olayı çözüldü.. :-)
Bu müthiş(!) sorunun sahibi bugünün farklı saatlerinde bu soru gibi bir kaç soru daha sordu ama en çok fotoğraf makinesi ile alakalı soru hoşuma gitti.. :-)
En kısa sürede fikri gelse iyi olacak gibi... :-)

3 Kasım 2006

OH BE!!

AVEAvari bir "OH BE!" diyorum nihayet bugün... 1 hafta süren işkence sona erdi. 1.Vizelerimin ne kadar iyi geçtiği tartışılır ama nasıl geçerse geçsin vize haftası bitince rahatlıyoruz en nihayetinde.. :-)

Edirne beyaza büründü...

Edirne'ye günün ilk saatlerinde yağmaya başlayan karın ilk fotoğrafları... Bu kadar erken beklemiyoduk kendilerini... :-)


2 Kasım 2006

Windows Live Messenger 8.1 BETA Çıktı...

Windows Live Messenger 8.1 BETA çıkmış ve yeni özelliklerinden en çok beğendiğim özellik: Artık görüntü adımızın, durumumuzun ve kişiselleştirmelerimizin her bilgisayarda bizinle birlikte dolaşabilmesi. İnşaallah bu görüntü resmi için de geçerlidir...
Bunun dışındaki diğer yeni özellikler:

* Yeniden tasarlanan daha akıllı kişi kartları size arkadaşlarınızla ilgili daha fazla veri sağlar ve arkadaşlarınıza erişiminizi kolaylaştırır
* Daha iyi sunucu performansı
* Otomatik güncelleştirmeler
* Geliştirilmiş oturum açma performansı

Windows Live Messenger 8.1 BETA TR için download..

26 Ekim 2006

Nasıl Severler

Sanatçı: Şaheserim
Doktor: Ateşlim
Çiçekçi: Goncam
Şair: Perim
Sütçü: Kaymağım
Bahçıvan: Gülüm
Kuyumcu: Elmasım
Pastaneci: Tatlım
Yağcı: Balım
Kömürcü: Pamuğum
Demirci: Altınım
Karpuzcu: Kurabiyem
Terzi: Kadifem

16 Ekim 2006

Unutmak fizyolojik, çalışmamak patolojiktir..

YMD İstanbul İftarı'06

YMD* İstanbul İftarı'06, 14 Ekim 2006 Cumartesi günü İstanbul Dedeman Otel'de düzenlendi.. Bu sene de katılmak nasip oldu çok şükür.. Bu seneki ile birlikte 1 İzmir, 2 İstanbul iftarına katılmış oldum. Bu seneki iftara katılım 150-160 kişi civarındaydı. Ancak Yamanlar'04 mezunları olarak katılımımız beklediğimden azdı; 10-11 kişi kadardık. Ama yine de güzel bir atmosfer hakimdi ortama.. Hocalarımızı, arkadaşlarımızı, abilerimizi tekrar görüp hasret gidermiş olduk...

*YMD : Yamanlar Mezunlar Derneği

6 Ekim 2006

Para Koleksiyonum

Para koleksiyonumu da buraya taşımaya başladım.. Para koleksiyonumdaki paralar için ya buraya tıklayın ya da sağ sütundaki "Picasa Web Albums" bölümündeki para koleksiyonu sergisini tıklayın.. Sergide şimdilik toplam 38 çeşit kağıt para var. Bunların 16sı Türk Lirası, geriye kalan 22si ise yabancı para..
Zaman zaman ekleyeceğim paraları da "Picasa Web Album"ümden takip edebilirsiniz..

3 Ekim 2006

Mary Roach'tan "Kadavra"

Mary Roach'ın Kadavra isimli kitabını henüz bitirmiş bulunmaktayım.. Kişisel görüşüm kitabın hoş, bilgilendirici ve zaman zaman neşeli olduğu yönünde.. Özellikle tıp öğrencilerinin ilgisini çekebileceğini düşündüğüm kitabı okumadan önce kadavraların sadece anatomi salonlarında olduğunu sanırdım ama öyle değilmiş. Araba çarpışma testlerinden askeri testlere, bir uçağın düşüş sebebinden, dini bir olayın aydınlatılmasına birçok yerde kullanılmış ve kullanılıyormuş kadavralar... Kitabın kimi yerlerinde kuvvetli bir mideye ihtiyacınız olabilir, demedi demeyin sonra..
Kitapta ciddi manada bir araştırma yapıldığını farketmemek elde değil. Hatta dünyaca ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz'le de görüşmüş bazı konularda.. Mehmet Öz demişken kitapta hoşuma giden bi kesiti buraya aktarmak istiyorum: Kitabın bir bölümünde organ nakilinden bahsederken transplantasyon için kalbin vücuttan çıkarılması sırasında oldukça hareketli olan kalbin bazı cerrahlar tarafından yere düşürüldüğünü yazmış. Bu konu hakkında düşüncelerini sorduğu Mehmet Öz'den şöyle bir cevap almış: "Yıkarız, tertemiz olur" :-) Hoş.. Türk işte :-)
Kitabı ilk okumaya başladığımda yazarın ismine pek dikkat etmemiş olduğumdan dolayı yazarın erkek olduğunu düşünüyordum ama sonradan farkettim ki yazar bayanmış. Bir bayan için oldukça zor bir konu seçmiş Mary Roach..

25 Eylül 2006

Hoşgeldin Kuzen!!

Bugün 17:50 itibariyle 22 olan kuzenlerimin sayısı oldu 23.. Henüz bir ismi bulunmayan küçük kahramanımıza buradan sesleniyorum: HOŞGELDİN!!

16 Eylül 2006

...Senai Demirci'den çok hoş bir yazı...

Ben sustum, sen söyle iyiliğimi...

Niye bana uzaksın sevdiceğim? Gözlerinin büyüsünü özlemedim mi sanıyorsun? Sözlerinin sıcağı kalbimde bin efsûn. Sen yokken kuyulara düşüyor düşlerim. Sen olmayınca, sevda yetim; aşk öksüz, şefkat kimsesiz.
Sensiz, hesapların hepsi yarım kalıyor. Sensiz, defterlerin hepsi açık duruyor. Hata etmişim, şimdiye dek varlığını hesaplamışım hep; çok geç anlıyorum. Yokluğun ne hesaba gelmez işmiş; kıvranıyorum, yanıyorum, ağlıyorum.
Beni unutmadın değil mi? Unutmak ne garip şey ki, unutanlara unuttuğunu da unutturuyor. Dipsiz bir kuyuya düşüyor gibisin; içindeki unutuş bin kuyuyu kuyuya atıyor. Seni unutmak bana haram olsun. Unutulmak ne acı şey ki; unutulanın unutulduğu kimsenin hatırına gelmiyor. Sonsuz bir karanlıkta yitiyor gibisin; unutuluşun nice karanlığı karanlığa itiyor. Senin unutman bana uzak olsun.
Alev üşür mü bi’tanem? Taş katılığına yanar mı? Dağ yalnızlığına ağlar mı? Ayrılığın araya girmekten bıktığı olur mu? Yalnızlığın da canı sıkılmaz mı? Göz yaşının da göz yaşı döktüğü olmaz mı? Derdin de başı derde girmez mi? Acıyı da vurmazlar mı? İhanete de ihanet eden hainler çıkmaz mı? Yokuşların da yorulduğu olmaz mı? Sensizlik bir gün de senin yoluna çıkmaz mı?
Benden sana yol çıkar mı ey sevdiceğim? Ben beni bende toplasam, sen çıkar mı ey sevdiğim? Ben beni benden çıkarsam, elde sen kalır mı ey sevdiğim? Olmadı; ben beni bana bölsem, yine sen mi çıkar sevdiğim? Ben beni benle çarpsam, sen olur mu? Görüyorsun ya, benden yana hep küsûrat ve küsûrat... Hesaplar tutmuyor; dört işlemin dördü de beni sana getirmiyor. Denklemlerin beri yanındayım hep; sana denk gelmiyor yanımdaki hiçbir şey. Eşitlik hep senden yana bozuluyor. Ben bana kalıyorum; sıfırlanıyorum. Yok oluyorum; hesaplar bensiz tamam oluyor.
Yoksa, küs müsün bana ey sevdiceğim? Ya yolumu gözlemiyorsan? Yollar ne der bana sonra; ben ne derim yollara? Ya beni özlemiyorsan? Sesler küser kulağıma; heceler darılır dudağıma. Ya yüz çevirmişsen benden? Ne ederim sonra? Kalbim kaçar kalbimden; ellerim elimden çıkar. Ya gözlerim gözlerine hiç değmeyecekse? Işık kör kalır sonra; bakışım boşluğa düşer.
Orada mısın ey sevdiğim? Seni sevmeler cumhuriyetindeyim. Seni sevenlerin toprağında ayaklarım. Senin baktığın dağa çakılı gözlerim. Kalbim senin sevdiğin, senin sevdirdiğin gökleri emiyor. Sana geliyorum. Aynalar yolumu kesiyor. Yoğu var sanıyorum. Aldanıyorum. Yollar dolanıyor; beni yine bana getiriyor. Yoldayım sanıyorum. Hüsrana uğruyorum. Yokuşlarda susuyorum... Seraba kanıyorum. Yanıyorum.
Aynalar da bıkmaz mı aldatmaktan bir gün ey sevdiceğim? Sen yoksun diye kapatmazlar mı gözlerini? Yollar da bir akşam üstü omzundan atmak istemez mi sensizliğin yükünü? Sana varmadıklarını anlar anlamaz yoldan çıkmazlar mı? Yokuşlar yorulmadı mı hâlâ beni yormaktan? Bir sabah isyan edip baş aşağı dönmezler mi? Serap çok mu memnundur susuzları aldatmaktan? O da su içmek istemez mi bir öğle vakti sevgilinin dudağından? Alevler üşümez mi, sevdiceğim, sen yokken? Karanlık seni görmeyi özleyip de açmaz mı gözlerinin bandını bir gece yarısı? Işık bakışına değmeye can atmaz mı?
Niye uzağım sana sevdiceğim? Neredesin? Sen ki içimde sızımsın; sanki senin gözünden dökülür göz yaşlarım. Sen ki, kalbimde ıssızlığımsın; hep senin yanında bekler sevdiklerim. Sen ki, yolların sonunda bulduğumsun; önce de sonra da sana uğrar hasretim. Sen ki, dağda gördüğümsün; aslında senin yüzünde kavuşur Ferhat ile Şirin. Sen ki, köşe başında beklediğimsin; öyle ki hep senin göğsünde durulur kalbim. Sen ki, kapı ardında yolunu gözlediğimsin; sadece senin yanında teselli bulur öksüzlüğüm ve yetimliğim. Sen ki, yanımda bildiğimsin; ipini bıraktım ceylanların. Sen ki, içimde sakladığımsın; uzak olsun başkaca yakınlıklarım.
Sen sevdiceğimsin.
Yitiğimsin.
Eksiğimsin.
Susadığımsın.
Suskunluğumsun.
Sözüm sendendir.
Sözüm sanadır.
Sözüm sendedir.
Sözüm sensin.
Ben sustum, sen söyle iyiliğimi...

SENAİ DEMİRCİ

11 Eylül 2006

6 Yılın İncisi(!) 2.Sınıf Başladı...

Bugün itibariyle 2.sınıfa başlamış olduk ve ilk sistematik anatomi ve ilk fizyoloji derslerimizi işledik. Bu sene nasıl biter bilmem ama herkesin söylediği ortak bişey var: 2.sınıf 6 yılın en zor dönemi...
İnşaallah 2.sınıfı kazasız belasız atlatırız. Tüm arkadaşlarıma başarılı bir yıl diliyorum... Herkese hayırlı uğurlu olsun...

8 Eylül 2006

Bir hafta içinde ~2500km...

Bu sene de her yaz tatilimizin klasiği haline gelen Malatya'ya gittik... Güzel, zevkli bir yolculuktu ama yorucu olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim...

...17.04.1988 Pazar Günü Doğmuş Olduğum Odada ANNEM ve Ben...

...Doğmuş Olduğum Evin Önünde...
...Köyde Halamlarla...
...Köyde kardeşim Musa'yla...

14 Ağustos 2006

...Ve Anavatan'a Döndük...

Dün akşam 17:30'da Anavatan topraklarına tekrar ayak basmış bulunmaktayım... Bir aylık Amerika macerası da burada bitmiş oldu... Güzel bir deneyimdi...
Bizi Amerika'ya göndererek bizi bu deneyimi yaşatan babama çok teşekkür ediyorum...

12 Ağustos 2006

Bugün Kurstaki Son Günümdü ve Kurs Bitti

Bugün itibariyle kursumuz bitti ve sertifikamızı elimize verdiler... Ve inşaallah yarın akşam 21:50'de International Logan Airport'tan ilk durağımız olan Frankfurt'a doğru hareket edeceğiz. Tahminen pazar günü 17:30 gibi de İstanbul'da olacağız Allah'ın izniyle...
Bugün kursta son günü olanlar için pizza partisi verildi. Pizza olayından sonra sertifikalar verildi ve ayrılacak olanlar hatıra fotoğrafları çektirmeye başladı. İşte bunlar da benimkiler:

11 Ağustos 2006

"World Trade Center" sinemalarda...

Bu akşam sinemaya gittik ve henüz dün gösterime girmiş olan "World Trade Center"ı izledik. Film normal bir şekilde İngilizce idi. Anlayabildiğim kadarını anladım ama çoğunu da anlayamadım... :-(
Film 11 Eylül 2001 günü WTC'a insanları kurtarmak için giren polisleri ve ailelerini konu almış... Polisler binaya girdikten sonra bina çöküyor ve kurtarılmayı bekliyolar. Aileleri de doğal olarak endişeleniyor. Yani film duygusal bir film... Ve sanırım gerçek bir olaydan uyarlanmış...
Tam olarak anlamasam da film bence güzeldi...

10 Ağustos 2006

...Boston Kebab House'da Tayvanlı Arkadaşlarımla...

Bugün Tayvanlı 5 arkadaşımla Boston Kebab House'da Döner Kebab yedik. Onlara da bizim mutfağımızın güzel yemeklerinden birini tattırmış oldum...

6 Ağustos 2006

...SIX FLAGS...

Bugün, Türkiye'de binmeyi pek göze alamadığım lunapark oyuncaklarının büyüklerine bindim... Hele bir tanesi vardı ki: Superman Ride of Steel. 3 kez bindim o koca oyuncağa. Bu koca oyuncağın en büyük özelliği yavaş yavaş çıktığı yaklaşık 70m. yüksekliğindeki ilk kısmından hızla ve dik bir şekilde inmesi ve bu koca oyuncağın 77 mph. (124 km/s) hız yapması... Bir başka koca oyuncak da "Batman" di ki bu da "Superman" oyuncağına benzemekle beraber ters, düz, her türlü gitmekte... Buna sadece 1 kez binebildik...
"Pandeminoum" ise kendi etrafında dönerken rayların üzerinde akrobasi hareketleri yapabiliyo...
"Flashback" diye bi oyuncak daha vardı. Bu oyuncağın özelliği de yüksekten hızla inerek yine aynı yükseklikte başka bir rampaya tırmanması ve bu rampadan da geriye ters gitmesi... Tabi bu oyuncağın rayları da acayip acayip şekillere bürünmüş...
"Twister" Türkiye'de de eşi olan bi oyuncak galiba ama ben ona da hiç binmemiştim. İçimiz dışımıza çıkıyodu az daha... Buna da 2 kez bindik...
Six Flags'taki henüz ilk dakikalarımızda karşımıza çıkan ilk oyuncağa çıkmakla biraz hata yaptığımızı söylemeliyim: Bu oyuncağın adı da "Scream" idi ki adına uygun şekilde insanlar ve biz de çığlık atıyoduk... İşin zevki öyle çıkıyo valla. Bu oyuncak da kule şeklindeki mimarisinin en tepesine hızla çıkarıp bi aşağı bi yukarı indirip çıkarıyo. Bunun kötü yanı yukarı çıkarken sanki fırlayıp gidecekmiş gibi bi his uyandırması... Hepsine 3-4 kez binmek isterdim ama vaktimiz sınırlıydı... :-( Bi daha nerede bineceğim böyle şeylere... Yani anlayacağınız bugün iyi bi adrenalin yüklemesi yaptık... Hatta akşam eve döndüğümüzde bile etkisinden kurtulamamıştım...

Superman "Ride of Steel"
Batman
Flashback
ScreamPandemonium

5 Ağustos 2006

...Sami Yusuf Konseri...

Bugünü de önce Harvard Medical School'a sonra da Sami Yusuf konserine giderek geçirdik... "Harvard Medical School"u görmeden gitmeyelim bu ABD'den dedik ve Harvard'a gittik. Okul fiziki olarak güzel, diğer yönünü zaten herkes biliyo...
MAS(Muslim American Society)'ın organize etmiş olduğu Sami Yusuf konseri MIT'nin kampüsündeki "Kresge Auditorium"da gerçekleşti. Program genel anlamda güzeldi. Program içeriğini Sami Yusuf ve Native Deen'in konserlerinden ve Muhammed Amer'in ara ara stand-up show'undan oluşuyordu. Her ne kadar Muhammed Amer'in stand-up showunun birkaç kısmını ancak anlayabilmiş olsam da, ben de millet gülerken en azından bi tebessüm ediyordum. Milletin neye güldüğünü bilmemek bayağı kötüydü :-(
Program'a katılım gayet iyiydi ve neredeyse müslüman her milletten insanlar vardı.

4 Ağustos 2006

...Prudential Tower'ın Tepesinden Boston...

New York'taki Rockefeller Center'dan sonra Boston'da da Prudential Tower'ın 50. katına çıktık... İşte Boston:




Ve İşte Ben:

3 Ağustos 2006

...Yeni Sınıfımı Daha Çok Sevdim...

Yeni sınıfım eski sınıfıma göre daha ii. Ortam daha güzel ve derslerde speaking'e ağırlık veriyoruz...
Bu arada 1 Ağustos tarihli yazımda acaba Corinna kaç yaşında dediydim ya, bugün sordum... 21 yaşındayım dedi. Ben en fazla 18-19 tahmin ediyodum ama değilmiş. Benim yaşımın 18 olduğunu duyan da bayağı şaşırıyo. Corinna benim yaşımı sordu. Ben de tahmin et dedim. 22'den başladı saymaya. Herkes öyle olduğumdan yaşlı göründüğümü söylüyo. Ben de bunun farkındayım... :-)

Ve işte 205 Nolu Sınıf Arkadaşlarım ve Misty:

2 Ağustos 2006

Kurs'taki Yeni Sınıfım

Bugün yeni sınıfımdaki ilk günümdü. Yeni gelenlerle bizi karıştırarak yeni sınıfları ayarlamışlar. Yeni hocam Misty'i sevdim. Biraz çatlak, deli dolu ve çılgın...
Sınıfta yine çekik gözlüler çoğunlukta:
Umut (Türkiye)
Jacopo (İtalya)
Yuteriko "Yuki" (Japonya)

Fuji Mura Jun Ko "J.J." (Japonya)
Seongho (Kore)
Chung Kang Inn "Nizzie" (Kore)
Shang Feng Tu "Corinna" (Tayvan)
Chang Nai Yu "Naomi" (Tayvan)
Chang Kai Chun "Billy" (Tayvan)
Chang Yichung "Clark" (Tayvan)
Pei-Shan Chen "Doris" (Tayvan)
Jong Beem Choi "J.B." (Kore)

Yong Hu

*Çekik gözlülerin isimlerinin telaffuzu ve akılda kalması zor olduğu için genelde bi de İngilizce isimleri var kendilerince... İngilizce isimleri görüldüğü gibi tırnak içine alarak yazdım...

Bu sınıfım sanırım eski sınıfımdan daha iyi. Hem hoca hem de arkadaşlar daha aktifler. Ve daha fazla speaking yapıyoruz...
Kurstakiler genellikle 18 yaşın üstündeler. Türkler hariç tanıdığım en genç öğrenci yeni sınıfımdaki Jacopo, o da 19 yaşında...
Sınıftakilerden Corinna da genç duruyo. Henüz muhabbet edemedim kendisiyle ama daha ilk gündü. Merak ediyorum acaba Corinna kaç yaşında?
Çekik gözlülerin yaşlarını kestir
mek kadar zor bişey yok burada. Sen kendi kendine acaba bu 18 var mıdır diyosun, bi soruyosun ki çıkıyo 22-23 yaşında...

Today we went to the MIT Campus.

Bugün de MIT'nin kampüsüne gittik ama bi sıcaktı ki hava doğru dürüst gezemedik. Müzesine gidelim dedim kapanmasına 20 dk. vardı ve dolayısıyla girmedik... Başka zamana artık... Ama güzel bi kampüsü var MIT'nin... Nehir kenarında falan...

...One Of the MIT's Building in the Campus...

...MIT'nin ekzantirik binasının önünde ben...


...Bu pek egzantirik yapı da MIT Campus'ten...

1 Ağustos 2006

Anatomi Sergisi "Body Worlds 2"

Bugün de Museum of Science'da dün açılan "Body Worlds 2" anatomi sergisine gittik. 24$ gibi bir ücret alsalar da değdi yani. Sergiyi tek kelime ile ifade etmeye kalkarsam: Muhteşem
Bu sergiyi bu kadar güzel yapan şey kadavraların diseksiyonlarının kusursuz yapılmış olması ve kadavralara verilen pozisyonlardı... Futbol oynayanı, bale yapanı, skateboardla tek el üzerinde duranı, atletizm yapanı, buz pateni yapanı, yoga yapanı, kayak yapanı, beyzbol oynayanı vardı... İnsan vücutlarının dışında bi de şaha kalkmış bir tay ve iki deve vardı.
Kimisi kaslarından, kimisi kemiklerinden arındırılmış bir insan vücudları da ayakta dimdik sergilenmekteydi.
Tüm organlar ve sistemler de ayrıntılı bir şekilde sergilenmişti. Ayrıca bazı organlarla ilgili hastalıklara da yer verilmişti.
Şimdi bu yazıyı okuyanlardan sergiyi bu kadar övdün, hiç mi fotoğraf çekmedin diyenleri duyar gibiyim. Valla ben de çok isterdim fotoğraf çekmeyi ancak fotoğraf çektirmediler... :-(

31 Temmuz 2006

...Bir Takım Foto'lar...

Jeff'in kedisi ve Ben (Aslında kedi değil kaplan mübarek)
...Bir Gece Boston...
...Bir Gece Boston 2...
...Boston'da bir Mağaza ve Türkiye Milli Takım Formaları...
...Harvard'da sokakta oturup kitap okuyan evsiz adam ve uyuyan kedisi ve köpeği...

29 Temmuz 2006

...Harvard Museum of Natural History'den...

South American Ovenbird ve YuvasıPteranodon İskeleti
Mamut İskeleti Armadillo cinsi koca bir kaplumbağa
Bir Çeşit Dinazor
Müzedeki hayvanlar oldukça gerçekçi duruyor...
Hele bu kurt çok gerçekçi olmuş...
Bu sevimli hayvan da yaru bir aslan...
Bir balina iskeletinin yanında poz vermek de nasip oldu...
Bu da en bulunan en büyük omur...

28 Temmuz 2006

...Bir Kaç Foto...

...Boston'da Bir Evin Önünde......Kurstan Arkadaşlarım ve Eski Dönem Kıyafetli Bir Rehber...
...Ben ve Bir Zamanlar 4 kez Boston'un Başkanlığını Yapmış Olan Beyfendi...
...Bir Zamanlar Boston'daki Bir Siyasi Partinin Sembolü Olan Eşeğin Sırtında Ben...
...Kurstaki Hocam (Dana) ve Arkadaşlarım (Fabio, Carolina, Christie, Doeris)...