31 Aralık 2007

mutlu yıllar..

2008 yılının herkes için daha hayırlı bir yıl olması dileğiyle..

29 Aralık 2007

2,5 ay sonra tekrar 'evim evim güzel evim'..

Ve nihayet evimdeyim.. :) Geçen haftaki Kurban Bayramı'nda 2.vizeler münasebetiyle Muğla'ya ailemin yanına gidememiştim.. Aslında bu yılbaşı tatilinde de gelmek aklımda yoktu; ta ki perşembe akşamına dek.. Ders çalışıyodum, daha doğrusu çalışmaya çalışıyodum ki birden "tamam gidiyorum yarın" dedim kendi kendime.. Ve bu sabah evime geldim.. Geldim geldim ama evdekilerin haberi yok tabi.. Beni 18 ocak gibi bekliyolardı normalde.. Yani evdekilere iyi bir sürpriz oldu..

bu sefer fotoğraf yok, ben konuşacağım | 2.vize haftası..

2.Vize Haftasını da geride bıraktığımız bu günlerde bir kaç günlüğüne olsun nihayet rahatız..
Vize haftası yoğun çabamıza rağmen önceki haftaya aldıramamamız daha doğrusu alınmadığı için patoloji ile başladı.. Zor bir sınavdı.. Salı günü parazitoloji ile devam ettik.. Çarşamba ise Halk Sağlığı dersi sınıfı tam manası ile göçertti.. Sınav zordu ama sınav sayesinde dünyadaki kanser insidansını da öğrenmiş oldum!!: Yüzbinde 150-300.. Ne kadar önemli değil mi?? Halk sağılığı sınav sonuçlarını çok merak ediyorum doğrusu.. Herkese bir trafik kodu çıkar herhalde en fazla.. Benim nasibim Siirt'miş.. :D Neyse devam ediyoruz: Perşembe, Mikrobiyoloji.. Perşembe akşamı pilimiz bitmişti, dahiliye ve cerrahiye çalışamadık.. Cuma günü ise Dahiliye ve Cerrahi sınavları vardı.. Cerrahi sınavında bile bir miktar ters köşe olduk.. Cerrahi sınavındaki bu durum, sınav haftasını değerlendirmeye yeter aslında.. :))
ÖZET: Patoloji'den yediğimiz sağlı sollu kroşelerle sersemledik, halk sağlığı ise knock out etti.. :D

21 Aralık 2007

şampiyonlar ligi 2.tur kurası..

Şampiyonlar Ligi 2. tur kuraları bugün çekildi.. Tarihinde ilk kez gruplardan çıkma başarısını gösteren Fenerbahçe'ye ise Sevilla takımı çıktı.. Bence çekilebilecek en iyi kuraydı bu.. Sevilla da güçlü tabi ama Real Madrid, Chealsea, Barcelona gibi devlerin yanında biraz daha kolay gibi duruyor.. Haydi hayırlısı diyelim..
Maçlar 20 Şubat ve 04 Mart tarihlerinde oynanacak..
Çeyrek final hayal değil.. Neden olmasın??

20 Aralık 2007

tüm islam aleminin kurban bayramı mübarek olsun..
nice bayramlara..

18 Aralık 2007

havalar çoook soğuk, sınavlar geliyooo.. :((

Havalar çok soğuk.. :( Edirne'nin soğuğu kendini göstermeye başladı.. Önce kar sonra soğuk.. Şu sıralar hava sıfırın altında 4-5 olmalı.. Brrrr.. Coca-Cola reklamı gibi oldu :)
Sınavlar da yaklaşıyor, stres artıyor..
Stres faktörleri üstüste geliyo.. Hasta olmasak bari.. Zaten biraz hastayım.. Sinüzit oldum galiba :(
Nasıl geçecek bu sınav haftası ya.. :'(

3 Aralık 2007

..Ezberlemiştim :))..

Üniversite öğrencilerine "İki kere iki kaç eder?" sorusu yöneltilmiş..
Mühendis, hesap makinesiyle kasmış durmuş ve cevaplamış: "3.99"
Fizik öğrencisi, bilgisayarında çeşitli programlarla ugraşmış ve cevabı "3.98 ile 4.02 arasında bir şey" bulmuş.
Matematikçi bir süre düşünmüş ve: "Cevabı bilmiyorum ama kesinlikle söyleyebilirim ki bir cevap var!"
Felsefe öğrencisi sormuş: "İki kere iki kaç eder derken neyi kastediyorsunuz?"
Sosyolog: "Bilmiyorum ama bunu sizle konuşmak zevkliydi"
Tıp öğrencisi son sırada cevaplamış: "4 eder"
Herkes şaşkın, sormuşlar: "Nerden bildin???"
Tıpçı: "Ezberlemiştim.."
:D

1 Aralık 2007

..Doktor Olmadan Kanser Olcaz Böyle Giderse..

Gece çalışmak kanserojenmiş.. Gece ders çalışıyoduk ama biz.. Ne yapsak kanserojen ya.. Kanserojen olmayan bişey var mı bu dünyada.. Neyse bakın uzmanlar ne demiş.. Okuyalım:
GECE ÇALIŞMAK ARTIK KANSEROJEN SAYILIYOR
Biyolojik saat açısından en kötüsü, hem gece, hem gündüz vardiyalarında çalışmak.
Gece çalışanların kansere yakalanma riskinin daha fazla olabileceği yönünde bilim çevrelerinde tartışmalar yıllardır süregelirken, Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) kanser kolu Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (UKAA), geceleri çalışmayı “muhtemel kanserojen etkisi bulunanlar” listesine dahil ediyor.
Dünya Sağlık Örgütüne bağlı kuruluş bu kararı, karanlık çöktükten sonra çalışmaya başlayan kadın ve erkeklerde meme ve prostat kanserine yakalanma oranının yüksek olduğunu ortaya çıkaran araştırmalar üzerine, geçen ay düzenlenen bir panel toplantısında aldı.
UKAA böylece, geceleri çalışmayı, kansere yol açan anabolik steroidler, morötesi radyasyon, kurşun içeren boya ve dizel motor egzozu gibi maddelerle aynı kategoriye koymuş oluyor.
Amerikan Kanser Vakfı da, UKAA’nın açıklamasının ardından geceleri çalışmayla ilgili benzer bir kararı alabileceğini, şimdiye dek çalışma ve kanser bağlantısının “hala kesin olmadığını ve ispatlanmadığını” düşündüklerini, çünkü gece çalışanlarda kanser riskini arttıran başka ortak faktörler olabileceğini tartıştıklarını açıkladı.
Geceleri çalışmanın kansere neden olduğu ispatlanırsa bundan milyonlarca çalışan etkilenecek. Uzmanlar, gelişmiş ülkelerde gece vardiyalarında çalışanların, çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturduğunu tahmin ediyorlar.
Bilim çevrelerinin geceleri çalışma ve kanser arasında bağlantı olduğundan şüphelenmeleri, gece çalışanların biyolojik saatlerinin bozulmasından kaynaklanıyor. Tümör gelişimini baskılayan ve uyku veren “melatonin” hormonu, vücut tarafından normalde geceleri üretiliyor.
Işık melatonin üretimini durduruyor, geceleri yapay ışıkta çalışan insanların melatonin seviyesinin düşük olması, bilim insanlarının, gece çalışanlarda kanser olasılığının yüksek olduğuna inanmasına yol açıyor.
New York’taki Rensselaer Politeknik Enstitüsü Işık Araştırmaları Merkezi Direktörü Mark Rea, “Yeterince uyumamak bağışıklık sisteminizi saldırılara açık hale getiriyor ve potansiyel kanser hücrelerine karşı savaşta güçsüz kılıyor” diye konuşuyor.
Vücudun doğal ritminin bozulmasının, diğer önemli görevlerin yapılamamasına yol açabileceğini belirten Rea, “Zamanlama çok önemlidir. Hücre bölünmesi ve DNA onarımı gibi bazı önemli oluşumlar düzenli zamanlarda olur” diyor.
EN KÖTÜSÜ, HEM GECE, HEM GÜNDÜZ VARDİYALARINDA ÇALIŞMAK
Uzmanlar, geceleri çalışmaktan daha kötüsününse hem gündüz, hem de gece vardiyalarında çalışmak olduğunu belirtiyorlar.
“Sorun vücut saatinizi yeniden başlatmakta” diyen Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsünden Aaron Blair de, düzenli bir şekilde geceleri çalışmanın, sürekli vardiya değiştirerek çalışmaktan daha az yıkıcı olduğunun altını çiziyor.
UKAA’nın panel toplantısında derlediği analizlerin sonuçları, saygın tıp dergisi Lancet’in Oncology ekinde gelecek ay yayınlanacak.
Uzmanlar, gece çalışma ve kanser riski bağlantısının kanıtlarının sınırlı olduğunu, ancak WHO’ya bağlı UKAA’nın “muhtemel” etiketinin, bu bağlantının “akla yakın, makul” olduğu anlamına geldiğinin altını çiziyorlar.
Bilim insanları, şimdi geceleri çalışanların kanser olma riskini azaltabilmek için nelerin yapılabileceğini düşünüyorlar. Melatonin hormonunu hap şeklinde almak mümkün iken uzmanlar, bunun uzun dönemde alınmasının vücudun bu hormonu doğal yollardan üretebilmesine engel olacağına işaret ediyorlar ve bu nedenle önermiyorlar.
Bazı şirketler, melatonin salgılamasını etkilemeyeceği düşünülen değişik ışık tipleri denerken, çok az insanın altında çalışmayı zevkli bulacağı “kırmızı” rengin, melatonin üretimini en az etkileyen renk olduğu da araştırmalarla belirlendi.
Şimdilik, gece çalışma ve kanser bağlantısı konusunda kesin kanıt olmasa da uzmanlar, en iyisinin uzun dönem gece vardiyasında çalışmaktan kaçınmak olduğunu, ancak bu olanaksızsa basit bir çözüm öneriyorlar.
“Işık ve karanlık arasındaki denge vücudunuz için çok önemli” diyen uzmanlar, çalışanlara, işten döndüklerinde iyice karanlık bir yatak odasında uyuyup uyumadıklarından emin olmalarını öneriyorlar.

28 Kasım 2007

..Fotoğrafçılık Topluluğu..

Bugün topluluk toplantılarımızın 3.sünü gerçekleştirdik.. Geçen hafta başladığımız temel bilgiler eğitimine bu hafta ile devam ettik. Kendi performansım açısından toplantıları değerlendirecek olursam bu hafta geçen haftaya oranla daha iyi bir sunum gerçekleştirdim sanırım. Geçen haftaki sunumumu ben de pek yeterli bulmamıştım açıkçası ama bu hafta iyi bir sunum yaptığımı ve anlattıklarımın yararlı olduğunu düşünüyorum.. Toplantıya katılan topluluk üyeleri de düşünüyor bilemem ama.. :) İnşallah haftadan haftaya hepimiz için daha faydalı ve zevkli toplantılar gerçekleştiririz..
Bu sene toplantılara iştirak geçen seneye nazaran daha fazla.. Aman nazar deymesin.. :))
İnşallah bu cumartesi senenin ilk fotoğraf gezisini gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.. Umarım hava fotoğraf çekmeye elverişli olur.. Hava tamamen kapalı olmasın yeter.. Onun dışındaki hava şartlarına belki yağmur da hariç tutularak razıyım.. Mesela kar yağsa ne ala.. :)) Kar yağsa da kar fotoğrafı çeksem.. :))

19 Kasım 2007

..Objektifime Takılan Komik Fotoğraflar..

Objektifime takılan bazı komik fotoğraflar:
Birinci fotoğrafı Gazi Mah.'de çekmiştim. Aynı karede "klass", "klas", "clas" kelimeleri mevcut :))
İkinci fotoğraftaki "Baba! Yaktın Beni!" yazısı bizim fakültenin 1.sınıf anfisinde bir sıranın üzerinde mevcut.. :)
Üçüncü fotoğrafı Boston/ABD'de çekmiştim.. "Museum of Fine Arts" yazısı görüldüğü gibi "Museum of Fine (F)arts" olarak tekrar düzenlenmiş.. :)
Dördüncü fotoğrafı ise Edirne Otogarı'nda çekmiştim..




26 Ekim 2007

..Saw-IV..

Testere serisinin 4. filmi bugün vizyona girdi.. Ben de okul çıkışında önce karnımı doyurduktan sonra koştum Kipa'ya.. Kipa'da ay başında açılan Cinemarine Sinemalarını da denemiş olduk bu vesileyle.. Sinema, koltuklarıyla, perdesiyle, görüntü kalitesiyle vs. gayet güzel.. Neyse ben filme döneyim:
Film, arka sırada oturan internlerden birinin ön sıralarda oturan Adli Tıp'tan bi abiye tam yerinde yapılmış "takıldığımız yerde sorarız :)" esprisinin akabinde başladı. Film 3. filme göre vasattı ancak yine de seriyi izleyenlerin mutlaka izlemesi gereken bir film.. Heyecan devam ediyor yani. Bu filmde de kan kaldığı yerden akmaya devam ediyor. Serinin 4. filmi diğerlerine nazaran daha karışık bir senaryoya sahip. Bu sefer işin içine daha çok polisler karışıyor.. Filmdeki flashback'lerle filmdeki olaylar tamamlanıyor 3. filmde olduğu gibi.. Testere 4'te 1. filmdeki olayların da öncesine herşeyin başladığı olaylar anlatılıyor: İlk oyun..
Filmdeki isimlerin çokluğu, birkaç karakterin benzerliğinin ve senaryonun kompleksliğinin sebep olduğu karmaşa, belki 2. kez izlendiği taktirde herşey daha anlaşılır olabilir..
Filmin bittiği yer itibariyle en azından Testere-5'in yolda olduğunu anlayabiliriz.. Dört gözle bekliyorum serinin 5. filmini..

22 Ekim 2007

..T.Ü.Fotoğrafçılık Topluluğu ve Yeni Başkanı..

Geçen seneden beri üyesi olduğum T.Ü. Fotoğrafçılık Topluluğu'nun yeni başkanı geçen sene topluluğun başkanı olan Özlem'in başkanlığı bırakacağını söylemesi ve bana getirdiği başkanlık teklifi üzerine ben oldum.. Bugün Trakya Üni. Rektörlüğü Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığına dilekçemi verdim ve T.Ü. Fotoğrafçılık Topluluğu'nun yeni başkanı oldum..
İnşaallah faaliyetlerimize bu çarşamba günü gerçekleştirilecek topluluk tanıtım programı ile başlayacağız.. Sonraki haftalarda ise çarşamba günleri gerçekleştireceğimiz toplantılarımız olacak.. Zaman zaman fotoğraf sergilerimiz ve fotoğraf gezilerimiz de olacak inşaallah..
Hadi hayırlısı..

14 Ekim 2007

..facebook..

Bir "facebook" furyasıdır almış başını gidiyo.. Ben de kayıtsız kalamadım bu furyaya, oluşturdum bi profil.. Baktım bütün Yamanlar tayfası da burada, üniversiteden de arkadaşlar var. En son aile fertleri eklenmeye başladı.. Ha bi de ilkokul 4. sınıftan iki arkadaşımı buldum. Sadece 1 dönem beraber okuduğum bu arkadaşlarımı hatırlamıyorum tabiki.. İlkokulu toplamda 4 farklı okulda tamamlayınca hatırda kalan pek bi kimse kalmıyo. Bi hocalarımı hatırlıyorum.. Neyse biz facebook'a geri dönelim.. facebook, en popüler iletişim ağı oldu çıktı birden.. facebook'a internetin devleri talip olmaya başlamış bile..

11 Ekim 2007

..Ramazan Bayramı..

Mübarek Ramazan Bayramınızı En İçten Dileklerimle Kutlarım..
Sevdiklerimizle Beraber Daha Nice Nice Ramazanlara..

9 Ekim 2007

..Gecenin Karanlığında Muğla..

Muğla, son zamanlarda ışıklandırılan Hisar Dağı ile çok daha güzel görünüyor günün ilerleyen saatlerinde.. Uzun zamandır Hisar Dağı'nı ve Muğla'yı gece vakti fotoğraflamayı istiyordum. Hazır gece çekimleri yapabileceğim bi tripod sahibi olmuşken.. Nasip bugüneymiş.. Fotoğrafı İzmir-Denizli çevreyolunun yanındaki tepeden tripod üzerinde 15 sn. enstantanede, F9 diyafram değerinde ve fazla gren oluşmasın diye ISO 200'de çektim.. Aslında Hisar Dağı'nı karelemeyi düşündüğüm yere bugün gidemedim.. İtfaiye'nin civarından daha güzel bir kare elde edebileceğimi düşünüyorum.. Muğla'yı dışarıdan fotoğrafladıktan sonra merkeze inip Valilik binasını kareledim.. Valilik binasını ise 1 sn. enstantanede, F11 diyafram değerinde ve ISO 200'de fotoğrafladım..

7 Ekim 2007

..Yolculuklar Silsilesi..

Cuma günü saat 16:00'da başlayan yolculuklar silsilesi bugün 03:15'te nihayet bitti..

* Cuma, 16:00-18:30, Edirne Otogar - İstanbul Otogar
* Cumartesi, 08:15-09:05, İstanbul Atatürk Havalimanı - Bodrum Havalimanı
* Cumartesi, 09:15-10:00, Bodrum Havalimanı - Bodrum
* Cumartesi, 10:30-12:10, Bodrum - Muğla
* Cumartesi, 13:45-16:00, Muğla - İzmir
* Pazar, 00:00-03:15, İzmir - Muğla
Google Earth hesabı ile kabaca 1200 km..
Cuma gecesi uyumadığım için yolculuklarımın neredeyse tamamında uyudum.. :)) Yolculuklar da yorucu olunca o kadar uyku yetmedi tabiki ve evime geldikten sonra da bayağı bi uyudum..

..YMD İzmir İftarı ve İzlenimlerim..

6 Ekim Cumartesi yani dün İzmir'de mezun olduğum okuldaydım. YMD mezun iftarlarının son ayağı olan İzmir İftarı için gitmiştim İzmir'e. Birinci tekil şahıs kullanıyorum ama yanımda Yamanlar'ın en taze mezunlarından kardeşim Musa da vardı.. Okula vardığımızda saat 16:30 gibiydi. Okulu biraz dolaştık. Okul dıştan bakılınca çok değişmemiş ancak iç cephede bayağı bi değişiklik söz konusuydu. Özellikle de pansiyonda. Odalardaki yatak, ranza ve dolaplar yenilenmiş, kantindeki televizyonun yerini projeksiyon cihazı almış vs. vs.
İstanbul iftarından sonra bu İzmir iftarı özellikle yemek bakımından oldukça fakir göründü gözüme ama olsun.. Nede olsa orada bulunmamızın temel nedeni iftar değil arkadaşlarımız, hocalarımız, abilerimiz ve diğer mezun kardeşlerimizdi.. Katılım fena değildi ama bizim dönemden yani Yamanlar'04'lerden sadece 5 kişiydik.. Bizim sınıftansa beni dışımda Semih vardı.. Sağolsun benim katıldığım İzmir organizasyonların hepsinde yanımdaydı..
İftardan sonra gece 23:59 otobüsü ile Muğla'ya doğru yol aldık ve saat 03:25 sularında evdekileri biraz erkende olsa sahura kaldırmış olduk.. :) Yolculuk sırasında deliksiz 3 saat uyumuşum, kardeşim Muğla'da beni kaldırmasa Fethiye'ye kadar yolum vardı.. :) Dün gece hiç uyumayınca böyle olması normal herhalde.. :))

30 Eylül 2007

..Dünya Kalp Günü..

Her güne bi isim vermişler.. Bugün de vücudumuzun olmazsa olmaz en önemli organlarından kalbimizin günüymüş..


..Dünya Kalp Gününüz kutlu olsun..

..YMD İstanbul İftarı'07..

Dün Özel Fetih Koleji Gala Salonunda gerçekleştirilen YMD İstanbul İftar'ı geçen senelere nazaran herşeyiyle daha güzeldi: Mekan, organizasyon ve yemek.. Koleji bulmakta zorlanmam dışında herşey gayet güzeldi yani.. Kolejin adresinde Zeytinburnu yazdığı için önce dolmuşla Gazi Mah.'den Topkapı'ya, oradan da tramvayla Zeytinburnu'na gittim. Tramvaydan sonra tabanvay devam ederken en az 30 kişiye Fetih Koleji'nin yerini sordum, en sorduğum kişi dışında Fetih Koleji'nin nerede olduğu hakkında fikir sahibi bi Allah'ın kulu dahi çıkmadı.. Neyseki vaktinden önce yetiştim..
İftar programına katılım ise 200 kişi kadar var gibiydi.. Bizim dönem yani '04 mezunları ise 15 kişi kadardık.. Katılım açısından daha özele inersek 11-B sınıfından sadece 2 kişiydik..
İftar programında tabiki önce yemek vardı, yemekten sonra pandomim gösterisi, akabinde ise konuşmalar, ressam şair bi abimizin eğlenceli hatıraları ve şiirleri ve rahmetli Bilal Abi'mizi anmak için hazırlanmış 2 video vardı..
Hocalarımızla, dönem arkadaşlarımızla, abilerimiz ve kardeşlerimizle birlikte olup hasret gidermek güzeldi..
YMD İftarları bugün Ankara ve haftaya İzmir ayakları ile devam edecek. Haftaya cumartesi günü inşallah ben de Muğla'da olacağım ve son Yamanlar mezunlarından kardeşim Musa ile YMD İzmir İftarı'na da iştirak etmeyi düşünüyorum.. Aslında İzmir İftarı'na gitme gibi bi planım yoktu bu sabaha dek ama bugün Muğla'ya gidiş günümü netleştirdikten ve İzmir İftar'ının 6 Ekim Cumartesi olduğunu öğrendikten sonra gitmemek olamaz dedim kendi kendime.. İstanbul İftar'ına gelemeyen arkadaşlarımı da bu vesile ile görmüş olurum..

20 Eylül 2007

..Kliniğe Çıktık..

Bugün klinik pratiklerimize genel cerrahi ve dahiliye ile başladık.. Önce genel cerrahi, sonra da dahiliye pratiğimiz vardı.. Genel cerrahi pratiğimiz çoğunluğumuz stetoskoplarımız boynumuzda bi hevesle hastanenin genel cerrahi servisinin bulunduğu 5. kata çıktık.. Genel cerrahide pek bişey yapmadık aslında.. Önce yoklama alındı. Sonra da isteyen gidebilir, isteyen de hastalardan anamnez alıp dosyalarına bakabilir denildi.. Bir kaç arkadaşla beraber 3-4 hastayı dolaştıktan sonra dahiliye pratiğimiz için romatoloji servisine çıktım.. Romatoloji servisindeki sorumlu hocamızla birlikte hastaların yanında anamnez alma pratiği yaptık.. Bu hafta romatoloji ile başladığımız dahiliye pratiklerimize haftaya göğüs hastalıklarıyla devam edeceğiz. Babamın da branşı olması hasebiyle daha fazla ilgi alanıma giren kardiyoloji ise romatoloji ile göğüs hastalıkları dönüşümlü olarak 4-5 hafta devam ettikten sonra başlayacakmış..
Pratiğimizin sonunda D-2 grubu olarak fotoğraf çekilmeden olmaz dedik ve fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedik.. :) İşte daha önce bahsi geçen bizim eğlenceli pratik grubumuz.. Hemen tanışalım.. :) Soldan sağa: Ben, Sümeyye, Kürşad, Candeniz, Ceyhun, Mustafa, Zübeyde..

16 Eylül 2007

..bakteri muhabbetleri :)..

- ne var lan? ne istiyon gene...
- olm sus, sessiz konuş... çaktırmadan yukarı bak..
- ne var lan yukar... hasss...
- yaa. izliyolar olm, mikroskop bu..
- e napcaz..
- bölünüp ikiye ayrılalım, izimizi kaybettirmeye çalışalım.
- hadi bakalım...
- hobaaa..
-------------------------------------------
- alo nurettin, gel kocum bira mayaliyoruz hikmettinlerle..
- vay bre kafirler, bekleyin..
-------------------------------------------
- hamza dayı, yengeyi nutrettin'in klonuyla görmüşler...
- neaaa? parçalarım ulan çekirdeğini, nerde o?
- aha şu değil mi?
- yaw o bizim hanımın 4 nesil klonu. yetişkin bir bakteri o.
- sorun yok o zaman, hadin bölünüp okey oynayalım.
- ama bu sefer plazmalar senden.
- ayıpsın abi...
-------------------------------------------
- naber lan ibibik!
- saygılı ol... mitoz geçirerek seni ben ürettim!
- hadi len... asıl ben seni!
- ama ama ama...
-------------------------------------------
- hnkkkkhhh!!!
- abi noluyo?
- hnnnhhhhh!!
- iyi misin abi?
- ya kabız olmuşum da, mitoz geçiremiyorum.
-------------------------------------------
- müşteri bakteri: bardaki herkese benden bi içki.
- geri kalanlar: Alllaaah bölünün...
-------------------------------------------
- ulan bölün dur, bi gün de hayatın anlamı nedir diye düşündünüz mü ?
- sus bi yav bölünmeye devam et.
-------------------------------------------
- kız naciye koca bulun mu kız?
- ya bulsak nolcak yine mitoz bölüncez.
-------------------------------------------
- abi kavga var.
- tamam koç, bölünüp geliyorum hemen.
-------------------------------------------
- nan olum kosun kosun ayse hanım teyzeler sut koymuşlar dışarı yiyelim..
- yok nan geçen bizim ahmetlerin sulale gitti hepsi orda yoğurt oldular walla..
------------------------------------------
- abi okeye dördüncü lazım..
- nabiim, bölün..
------------------------------------------
- ulan yine yanlış adamı yakaladınız.
- buda mı klon çıktı komserim, of yaa bu kaçıncı..
------------------------------------------
- içinizdeki güce inanın atomcuklar!
- nasıl yani?
- sizdeki o çekirdeğin içinde öyle bir güç varki, açığa çıktımı dünyayı sarsar. kendine güven..
- hadi len ordan..
------------------------------------------
HMCK nın vücuduna giren bakteriler....
- abi biz bu vücuda girdik ama iyi mi yaptık bilmiyorum
- keyfini çıkar olm hergün alkolümüz sigaramız geliyor patates kızartmamız geliyor daha ne??
- onu diyorum abi işte pek sağlıklı bir yaşam değil pek ayık gezmiyoruz hergün alkol...

14 Eylül 2007

..3.Sınıfın ilk haftası ve ilk izlenimler vs. vs..

Ve 3.sınıfın ilk haftasının sonuna geldik.. İlk haftanın sonu itibariyle de 3.sınıf hakkında bazı izlenimlere, üst dönemlerden hangi derse nasıl çalışılacağı hakkında bilgilere sahip olduk.. İlk izlenimlerime göre geçen 2 seneye nazaran daha zevkli bir seneye başladık hayırlısıyla.. Bu senenin zorluk derecesi hakkında edindiğimiz bilgilere göre bu senenin ilk döneminde patoloji ve halk sağlığı, ikinci dönem ise yine patoloji ve farmakoloji bizi bu sene zorlayacak olan dersler.. Halk sağlığı dersi diğer tıp fakültelerinde sıradan bir ders iken bizim fakültede bu ders öğrencileri zorlayan derslerden biri..
Tıp maratonundaki ilk stetoskopuma da bu hafta sahip oldum. İstediğim renkte geldi stetoskopum: Siyah.. Sınıfta sipariş edilen stetoskoplar ise kişisel tercihlere göre renk renk: Su yeşili, su mavisi, gri, lacivert, siyah, bordo vs..
İlk hafta hasebiyle bu hafta klinik pratiğim yoktu. Bugünkü mikrobiyoloji pratiğimizdeyse dün ekimini yaptığımız bakterileri inceledik.. Nur topu gibi gram(+) koklarımız olmuş :) Stafilokoklar, streptokoklar.. S.aureus, s.epididimis, s.saprophyticus vs. vs.. Pratiklerimizdeki geyik muhabbetlerle pratikler daha zevkli hale geliyor: "Bugün gram boyama yapıyoruz dün ekimini yaptığımız bakterilerden hazırladığımız preparatlara.. Gram boyamanın aşamalarında biri olan alkolle dekolarize etme aşamasında Ceyhun araya girdi: 'Alkolü çok dökme bakterilere kafayı bulcak, bi hoş olcak bakteriler.. Sonra mikroskopta bakarken de derler: Çek şu ışığı ya, zaten kafa bi hoş olmuş..' :D Bu pratikteki muhabbetlerden sadece biri..
Pratik muhabbetleri deyince geldi aklıma: Dahiliye pratikleri için A, B, C ve D gruplarını da 4'de bölmüşler.. Ben D-2 grubundayım.. D-2 grubu da gruplar arasında en geyik, en matrak gruplardan biri.. Grupta Allah'ın kulu normal bi insan yokki :) Grubumuzdaki 7 kişiden ilki Kürşad, maşallah Allah bi çene vermiş durmuyo konuşacak kafa dengi birini bulunca ki grupta yeterince var :) İkinci olarak ben varım ki ben de malumum zaten :) Benden sonra mikrobiyoloji pratik ortağım Ceyhun; sonra Mustafa, Sümeyye, Candeniz ve Zübeyde.. Grubu çok şükür Funda'dan kesmişler.. O da bizim grupta olsa D-2'yi düşünemiyorum zaten yeterince geyik muhabbet potansiyeli var.. Geçen seneki anatomi pratiklerinde D grubu meşhurdu zaten pratik muhabbetleri ile.. Pratiklerde yapmadığımız kalmamıştı: Fotoğraf çekilmek zaten rutindi. Pasta yediğimiz bi pratik bile vardı :) Pratikte sınıfın her köşesi ayrı bir muhabbet odağıydı. Muhabbet sarmadı mı? Geç diğerine :D..
Neyse ben de bayağı gevezelik yaptım.. Yeter şimdilik bu kadar.. :D

13 Eylül 2007

..Onbir Ayın Sultanı RAMAZAN..

..Tüm İslam Aleminin Ramazan-ı Şerifi Mübarek Olsun. Nice Ramazanlara İnşallah..

6 Eylül 2007

..Yaz Tatilinin Ardından Yeni Bir Döneme Başlarken..

Günler durmaksızın geçmeye devam ediyor şaşırtıcı bir hızla.. Koca yaz tatili bitti, yeni bir dönem başlıyor hayırlısıyla.. Bugün Muğla'da geçirdiğim yaz tatilimin son günü. Allah nasip ederse, bu akşam Edirne'ye hicretin ilk basamağı olan İstanbul'a gideceğim. İstanbul'dan sonra da ver elini Edirne..
Ailemi bir ağaca benzetecek olursam, bizim yaprak dökümümüz de başladı sonbaharın gelmesiyle.. İlk yaprak geçen gün okulu başlayan abimle Kayseri'ye düştü.. Sırada benle Edirne'ye sonra da Ömer ile İzmir'e düşecek birer yaprak var.. Kardeşim Musa ile geçen sene İzmir'e bir yaprak daha düşmekteyken bu sene yaprak ağaçta kalacak.. Diğer kardeşlerim Emre ile Emir ile 2 yaprak daha henüz ağaçta.. Seneye ise yapraklarımızdan biri kuvvetle muhtemel İzmir'e, bir diğeri ise Musa'nın ÖSS sonucu tercihine göre bir başka ilimize düşecek.. Bizim ağacımızın yeşermesi, yapraklanması da yaz tatili başında rastlıyor, sene içindeki kısa ömürlü ekstra filizlenmeleri saymaz isek..
10 Eylül itibariyle tıbbın kollarında 3.senem başlayacak, biliyorum bu yıl da zor olacak ama tıbba esas adımları da bu sene atacağız inşaallah patoloji, farmakoloji, klinik mikrobiyoloji ve kliniğe giriş derslerimizle.. Tıp fakültesi öğrencisi için ayrı bir heyecanı olan ilk stetoskopumuza da bu sene sahip olacağız.. Yeni dönemimiz inşaallah herkes için hayırlı olur..

3 Eylül 2007

..sosyomat.com..

PilliNetwork'ün bünyesinde yer alan bir web sitesi olan Sosyomat hakkında bişeyler yazayım dedim ama Sosyomat'a üye olmama rağmen "Sosyomat nedir?" sorusuna net bir cevabım yok.. Sosyomat ilginç bi şey.. Nasıl açıklama ama :).. Neyse, biraz ciddi olup bişeyler yazmaya çalışayım:
Sosyomat için arkadaşlık sitesi desem tam olarak değil.. Sosyomat, isminden de az biraz anlaşılacağı gibi sosyalleşme aracı olarak nitelendirilmekte.. Kullanıcıların kendilerine yapıştırdıkları etiketlerle kendilerini tanıttığı ve yine bazı etiketler altında fikir beyan ettiği bi site.. Sitede kullanıcının kendisine eklediği etiketlerin yanı sıra diğer kullanıcılar da kullanıcıya etiket ekleyebiliyor.. Sitede kullanıcılar tarafından oluşturulan gruplara katılarak da ilgi alanınızı, sevdiğiniz şeyleri, kendinize yapıştırmaya yakıştırdığınız bir etiketi daha diğer kullanıcılara gösterebilirsiniz..
Sosyomat, ekşisözlük'e benziyor desem yalan olmaz hani.. Ekşisözlük'ün evrimleşmiş hali denebilir buna..
Kısaca onu, bunu, şunu ve kendinizi etiketlerle bezeyebilidiğiniz bir web sitesi.. Yani bir etiket dünyası..
Şu an üye alımına kapalı olan Sosyomat'a üye olabilmek için davetiye sırasına girmek gerekmekte ancak her kullanıcıya da 2 kişi davet etme hakkı verilmekte.. Yani davetsiz girmek yasak kardeşim :) Ben de sıraya girmiştim bi ara, geçen gün davet ettiler, bana da davete icabet etmek düştü :P

31 Ağustos 2007

..Kuralar Çekildi..

Şampiyonlar Ligi ve UEFA kuraları çekildi.. Fenerbahçe'nin grubuna İnter, PSV ve CSKA Moskova çıktı.. Beşiktaş'ın grubuna ise Liverpool, Porto ve Marsilya çıktı.. Galatasaray'ın UEFA'daki rakibi Sion olurken, Erciyesspor'un rakibi ise Atletico Madrid oldu..
Dün akşam Şampiyonlar Ligi kuralarını izlerken sıra son torba çekilirken gönlümden geçen grup G grubuydu ve nitekim de öyle oldu.. Beşiktaş'ın da kurası diğer gruplara bakılınca fena değil.. Sonuç olarak; benim kendi fikrimce Fenerbahçe gruptan çıkar, Beşiktaş ise biraz zorlanır..
UEFA temsilcilerimize gelince; Galatasaray, rakibi Sion'u rahat geçer ama Erciyesspor'un işi zor Atletico Madrid karşısında.. Galatasaray rahat geçer diyorum ama Tromsö faciasını da unutmamak gerekir.. :)
Kuralar hepimize hayırlı uğurlu olsun..

29 Ağustos 2007

..Fenerbahçe ve Beşiktaş Turu Geçti..

Fenerbahçe, bugün oynadığı Anderlecht-Fenerbahçe maçını Kezman'ın 4.dk'da ve Alex'in 74.dk'da attığı gollerle 2-0 kazandı ve ilk maç skoru da dahil edildiğinde toplamda 3-0'la turu geçti.. Geçti geçti ama gruplarda işi daha zor gibi görünüyor.. Yarın akşam TSİ 19:00'da çekilecek kura ile belirlenecek gruplara 4.torbadan katılacak Fenerbahçe. Dolayısıyla karşısına da güçlü rakipler gelecek.. Ama inşallah Fenerbahçe gruptan da çıkacak.. Umarım Barcelona, Real Madrid, Manchester United, Arsenal, Chelsea, Milan, İnter Milan, Liverpool gibi devlerin bulunduğu 1. torbadan Liverpool çıkar. En zayıfı Liverpool gibi duruyor.. İnşallah hayırlısı olur..
Beşiktaş da Zürich'i İstanbul'da Delgado'nun golleriyle 2-0 gibi iyi bir sonuç aldı ve toplamda 3-1 ile gruplara kaldı..
Fenerbahçe ve Beşiktaş'a Şampiyonlar Ligi'nde, Galatasaray ve Erciyesspor'a da UEFA Kupası'nda başarılar..

19 Ağustos 2007

muğla'da yeni mekânlar | keyfoturağı kahvesi..

Bugün akşam yemeği için indik Muğla'dan yaklaşık 3 km. uzaklıkta olan Karabağlar Yaylası'na, indik diyorum çünkü normalde yaylaya çıkılırken Muğla'da bulunan çukur yaylaya inilir.. Yemek için durağımız da Keyfoturağı Kahvesi oldu.. Keyfoturağı Kahvesi, Muğla Belediyesi tarafından restore edilen Muğla'nın tarihi mekanlarında yalnızca biri .. Keyfoturağı Kahvesi hakkında genel bilgi için kahve girişinde bulunan bilgi tabelasında yazanları aynen aktarıyorum: "Keyfoturağı Kahvesi, mescit, kahve ve lokantadan oluşmaktadır. Mescit dikdörtgen planlı, alaturka kiremitli olup diğer kahvelerde bulunan mescitlerden farklı olarak tavanı ahşaptır. Bahçesinde 10 adet anıtsal çınar ağacı ve 2 adet kuyusu bulunan Keyfoturağı Kahvesi 1871 yılında yapılmıştır. Keyfoturağı Kahvesi'nin, lokanta ve kahve bölümü aslına uygun olarak 2007 yılında Muğla Belediyesi tarafından yenilenmiştir." Lokanta ve kahve kısmı restore edilen kahvenin mescidi de henüz restore edilmekte.. Bahçesindeki çınarlarla ve bahçe düzenlemesi ile harika bir ortamı var bu kahvenin.. Yemekleri ve servisi de gayet iyiydi.. Ben kol sarması yedim ki ilk defa yediğim bu yemek gerçekten de lezzetliydi..

15 Ağustos 2007

..Nokia, 46 milyon bataryayı toplatıyor..

Finlandiyalı mobil iletişim devi Nokia, aldığı 100 aşırı ısınma şikayeti üzerine Aralık 2005 - Kasım 2006 arasında Matsushita Battery Industrial Co. Ltd. tarafından üretilen Nokia'nın BL-5C model bataryaları değiştirme kararı aldı..
Eğer siz de bataryanızın bu açıklama kapsamına giren 46 milyon BL-5C model bataryadan biri olup olmadığını www.nokia.com/batteryreplacement/en web sitesinden ya da Nokia Türkiye Çağrı Merkezi’nin (0 212) 337 17 17 numaralı telefonundan BL-5C model bataryanızın arka yüzünde yer alan 26 karakterden oluşan batarya numaranız ile öğrenebilirsiniz.. Ve eğer sizin bataryanız da bu açıklama kapsamına giriyorsa bataryanızı ücretsiz olarak değiştirtebilirsiniz..
Nokia'nın BL-5C model batarya kullandığı cep telefonu modelleri:
Nokia 1100, Nokia 1101, Nokia 1108, Nokia 1110, Nokia 1112, Nokia 1255, Nokia 1315, Nokia 1600, Nokia 2112, Nokia 2118, Nokia 2255, Nokia 2272, Nokia 2275, Nokia 2300, Nokia 2310, Nokia 2355, Nokia 2600, Nokia 2610, Nokia 2626, Nokia 3100, Nokia 3105, Nokia 3120, Nokia 3125, Nokia 6030, Nokia 6085, Nokia 6086, Nokia 6108, Nokia 6175i, Nokia 6178i, Nokia 6230, Nokia 6230i, Nokia 6270, Nokia 6600, Nokia 6620, Nokia 6630, Nokia 6631, Nokia 6670, Nokia 6680, Nokia 6681, Nokia 6682, Nokia 6820, Nokia 6822, Nokia 7610, Nokia N70, Nokia N71, Nokia N72, Nokia N91, Nokia E50, Nokia E60

13 Ağustos 2007

..Grangé'ın yeni kitabı: Şeytan Yemini..

Şeytan Yemini -orjinal adıyla "Les Serment des Limbes"-, Jean-Christophe Grangé'ın diğer kitapları Kızıl Nehirler, Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Kurtlar İmparatorluğu ve Siyah Kan'dan sonra Türkiye'de çıkan 6.kitabı olarak raflardaki yerini aldı.. Jean-Christophe Grangé müptelalarına duyurulur..

"Şeytan'ın peşinden nereye kadar gidebilirsin?

SENİ BEKLİYORDUM.

Karanlık bir tüneldeyim. Tünelin duvarları yüzlerden oluşmuş. Acı çeken, inleyen yüzler. Tünelin ucunda kırmzı bir ışık görüyorum. Bir yürek gibi atıyor. Ben bir Işıksız'ım.

IŞIKSIZLARI KORUYORUM.

Seri cinayetler, cinayetler serisi... Seri katil mi katiller serisi mi?

YALNIZ SEN VE BEN.

Şeytan yeryüzüne mi indi, yoksa hep burada mıydı?

ORADA, HER ŞEYİN BAŞLADIĞI YERDE.
"

11 Ağustos 2007

..HEDEF: Küresel Aydınlanma!..

Philips, küresel ısınmayı önlemek amacıyla "Hedef: Küresel Aydınlanma" adı altında bir kampanya düzenliyor..
Philips, kampanya kapsamında;
  • Milyonlarca ev kullanıcısının ve 81 ildeki 2000 okulda eğitim gören öğrencilerin küresel ısınma konusunda bilinçlendirilmesi,
  • Onbinlerce normal ampulün tasarruflu ampuller ile değiştirilmesi,
  • Binlerce ağaç dikilmesi planlanmaktaymış..
Ve Philips, kampanya süresince;
  • Her ay "HEDEF: Küresel Aydınlanma!" kampanya jürisi tarafından seçilecek en yaratıcı fikir sahibine Philips Yeşil Bayraklı ürünler verecekmiş. (Yeşil bayraklı Philips ürünleri, ütü, mp3 player, ev sinema sistemi, taşınabilir DVD player ve LCD televizyondan oluşmaktadır.)
  • Katılan ilk 4000 kişinin adına fidan dikimi yapacakmış.
  • Her ay katılan ilk 100 kişiye enerji tasarruflu ampul verecekmiş.
Siz de evinizde aldığınız basit ama etkili önlemleri tüm Türkiye ile paylaşın, “HEDEF: Küresel Aydınlanma!” bilinçlendirme projesine katılın, ödüller kazanın!
Kampanyaya katılmak için tıklayın..

10 Ağustos 2007

..Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in Cenab-ı Allah(c.c.)'ın Katına Ulaştığı Gece: Mirac Kandili..

..Tüm İslam Alemi'nin Mirac Kandili Kutlu Olsun..

Sonpeygamber.info adresinde yayınlanan Yrd. Doç. Dr. Salih Sabri Yavuz'un Mirac hadisesi hakkındaki bu güzel yazıyı paylaşmak istedim:

Mîrac Nedir?
Sözlükte "yukarı çıkmak, yükselmek" anlamındaki urûc kökünden türeyen mîrac kelimesi, "yukarı çıkma vasıtası, merdiven" demektir. Terim olarak Hz. Peygamberin göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. İslamî kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle Mîrac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir. Rasul-i Ekrem'in bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya yaptığı yolculuğa İsrâ, oradan göklere yükselmesine Mîrac denilmiştir. Literatürdeki bu ayrım her iki terimin naslarda zikredilmesinden ileri gelmektedir. Geceleyin yürüme anlamındaki "sery" kökünden türeyen "isra", Kur'an'da bir sûreye ad olmuştur. Buna göre Allah, kudretinin işaretlerini göstermek için kuluna (Hz. Peygamber) Mescid-i Haram'dan, çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksa'ya geceleyin bir seyahat yaptırmıştır (el-İsra 17/1). Mîrac kelimesi Kur'an'da geçmemekle birlikte çoğul şekli olan meâric "yükselme dereceleri" manasında Allah'a nisbet edilmiştir (el-Meâric 70/3).
Semaya yükseliş tasavvuru eski Hint ve İran mitolojileriyle Yahudilik ve Hıristiyanlık geleneğinde de mevcuttur.
Buhari ve Müslim'de Mîracla ilgili olarak yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etmiştir: Bir gece Rasûlullah Kabe'de Hicr veya Hatîm denen yerde iken -bazı rivayetlerde uykuda iken veya uyku ile uyanıklık arasında bir halde- Cebrail (a.s) geldi; göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içini iman ve hikmetle doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis'e götürdü. Rasûl-i Ekrem Mescid-i Aksa'da iki rekat namaz kılıp çıktığında Cebrail, biri süt biri şarap dolu iki kap getirdi. Rasûlullah süt dolu kabı seçince Cebrail "fıtratı seçtin" dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti. Semaların her birinde sırasıyla Adem, İsa, Yusuf, İdris, Harun ve Musa peygamberlerle görüştü; nihayet Beytülma'mur'un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrahim'le buluştu. Sidret'ül- Münteha denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah'ın huzuruna çıktı. Burada Cenab-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Musa, elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah'tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamberin Huzur-u İlâhiye müracaatı ve Hz. Musa ile diyalogu devam etti (Buhari: Salat,1; Tevhid,37; Enbiya,5; Bed'ül-halk,7; Menakıb,24/ Müslim: İman, 259, 262-263; Fezail,164). Bir rivayete göre Rasul-i Ekrem'e Mîracda Bakara Sûresi'nin son ayetleri indirilmiş ve Allah'a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi verilmiştir (Müsned,I, 422; Müslim, İman, 279).
Mîracla ilgili sahih rivayetlerde bazı farklılıklar mevcuttur. Hz. Peygamberin doğrudan Mescid-i Haram'dan semaya yükselişinin bildirilmesi böyledir. Ancak İsra ve Mîracın aynı gece gerçekleştiği kabul edilip rivayetlerin bütünü göz önüne alındığında Rasûl-i Ekrem'in Mescid-i Aksa'ya uğradığı ve burada İbrahim, İsa ve Musa'nın da içlerinde bulunduğu peygamberler topluluğuna namaz kıldırdığı anlaşılmaktadır (Müslim, İman, 259; İbn-i Hişam, II, 37-38). Diğer rivayetlere göre de Hz. Peygamber, olayı anlattığında Kureyşliler kendisini yalanlayıp Mescid-i Aksa hakkında sorular sorunca Allah O'na mescidi göstermiş ve böylece soruları cevaplamıştır (Müsned,I,309; Buhari, Menakıbu'l-ensar,41).
Ne Zaman Gerçekleşmiştir?
Mîrac, en sahih kabul edilen rivayete göre, birinci ve ikinci Habeşistan hicretinden sonra, Hz. Hatice ile Ebû Talip'in vefatlarını takip eden dönemde, Hicretten bir yıl önce meydana gelmiştir. Müslümanların çoğunluğu Mîracı Receb ayının 27. gecesinde kutlamaktadır.
Mîracda Bahsi Geçen Mescid-i Aksa Hangi Mescittir?
Mîrac'da adı geçen Mescid-iAksa'nın hangi mescid olduğu konusunda ayetlerde açıklama yapılmamış, sadece çevresinin mübarek kılındığı belirtilmiştir. Mescid-i Aksa'nın "uzak mescid" anlamına geldiği, halbuki Kur'an'da Filistin için "edne'l-arz" (en yakın yer) ifadesinin kullanıldığı (er-Rum 30/3) belirtilerek semavî bir mescid olması ihtimali üzerinde durulmakla birlikte ( M. Hamidullah, I, 93) hem tarihî veriler hem de ayetteki ifadeler dikkate alındığında söz konusu mabedin tarihî bir gerçekliğinin olduğu anlaşılmaktadır. O dönemlerde mescidin mevcut olmaması daha önceleri Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın bulunmadığını göstermediği gibi Mescid-i Aksa'nın müslümanların ilk kıblesi olduğu da bilinen bir husustur. Semavî dinlerde tevhid inancı açısından ibadetlerin ifası sırasında müminlerin yöneldiği mekân (kıble) bir amaç değil, araçtır. Bu mekanın üzerindeki binanın yüzyıllar içinde yıkılıp yeniden yapılması veya zaman zaman mevcut olmaması mekanın manevî konumunu engellemez.
Mîrac Ruhen mi Bedenen mi Gerçekleşmiştir?
İsra ve Mîracın mahiyetine yönelik en önemli tartışma bedenen mi ruhen mi gerçekleştiği konusundadır. Kelam ve Hadis alimlerinin çoğu olayın bedenen ve uyanık halde gerçekleştiği görüşündedir. İsra ve Mîrac, rüyada gerçekleşmiş olsaydı bu sıradan bir hadise olur, Kureyşliler de onu inkar etmezdi. Buna göre ayette geçen "abd" kelimesinden ruh-beden bütünlüğüyle Hz. Peygamber kastedilmektedir, ayetin zahirini tevil etmeyi gerektiren bir sebep yoktur. Ayrıca "sana gösterdiğimiz rüyayı ....insanlar için bir imtihan vesilesi yaptık" (İsra 17/60) ayetindeki rü'yet gözle görmeyi ifade eder, eğer uykuda görülen rüyayı kastetseydi bu bir imtihan vesilesi sayılmazdı. Hz. Aişe ve Muaviye b. Ebi Süfyan'dan rivayet edilen farklı yorumları da değerlendiren alimler, bu rivayetlerin hadis tekniği açısından problemler taşıdığını ileri sürmüştür. Fahreddin er-Razi, güneş ve gezegenlerin büyük kütlelerine rağmen çok hızlı hareket edebildiklerini söyleyerek Allah'ın dilemesi halinde başka bir varlığın da benzeri bir hıza ulaşabileceğini ileri sürer. Ona göre Hz. Peygamberin Mîraca yükselişi ihtimal dışı görülürse Cebrail'in inişine de aynı şekilde bakmak gerekir. Mîracın bedenen gerçekleştiğini temellendirme sırasında kelamcılar konunun daha çok Allah'ın irade ve kudreti dahilinde oluşuna ağırlık vermiştir. Bu çerçevede yapılan yorumlar meseleyi insan aklının anlayabileceği bir seviyeye indirgemeye dayanmaktadır. Ancak mucize anlamında ilahi ayetlerden olan bu hadiseyi tamamen aklî çerçeveye sokmak kolay değildir (Elmalılı,V, 3150).
İsra'nın ruhen gerçekleştiği görüşünü benimseyen alimler Hz. Aişe'nin "Rasulullah'ın bedeni yerinden ayrılmamış, o ruhuyla yolculuk yapmıştır" ve Muaviye'nin, "İsra Allah'tan gelen sadık bir rüyadan ibarettir" beyanları ile Hasan-ı Basrî'nin bu görüşe itiraz etmemesini delil kabul etmişlerdir (İbni İshak, 275; İbni Hişam,II, 40-41). İsra Sûresi 60. ayetindeki rüya ise gözle görmeyi değil düşte görmeyi ifade eder (Suyûtî, Şerhu Kıssati'l- İsra, s. 55).
İbni Kayyım ise Mîracın rüyada gerçekleşmesiyle ruhen gerçekleşmesi arasındaki farka dikkat çeker. Ona göre Hz.Aişe ve Muaviye bu olayın uykuda değil ruhen vuku bulduğunu söylemişlerdir. Uyuyan kimsenin gördükleri uyanıkken duyularıyla algıladığı şeylerin örneklerinden ibaret olur; böylece gökyüzüne çıkarıldığını görür, ancak ruhu yükseltilmez. Rasulullah'ın yükseltildiğini kabul eden iki gruptan biri ruh ve bedenle, diğeri ise bedeni olmadan ruhuyla Mîraca çıktığını söylemiştir. İkinci grup, Mîracın uykuda gerçekleştiğini ileri sürmemiş, ruhun bizzat yolculuk yaptığını kastetmiştir (Zadü'l-Mead, III, 40).
Çağdaş bir çok müellif de İsra ve Mîracın ruhen gerçekleştiği kanaatindedir. Bedenen gerçekleştiğini öne sürenlerin delillerini zayıf bulan Şibli Numanî, İsra Sûresi'nin ilk ayetinde yer alan abd kelimesinin ruha atfedilebileceğini, bedenin her an değişikliğe uğrayabileceğini, kalıcı olanın ruh olduğunu söyler. Ayrıca Mîrac olayında geçen Mescid-i Aksa'nın dışındaki mekan ve hadiseler ruhanî aleme aittir. Dolayısıyla bu tecrübe ruhun maddi unsurlardan sıyrılarak melekût alemine yaptığı bir yolculuktur. Yine Şiblî'ye göre, bir şeyin imtihan konusu yapılması onun mutlaka olağanüstü sayılmasını gerektirmez (Asr-ı Saadet, II, 438-444). Muhammed Hamidullah da rivayetlerde geçen, "Uyku ile uyanıklık arasında bir durumda idim" ifadesinden hareketle bu seyahatin Hz. Peygamberin tam şuur halinde, fakat ruhunun hakimiyeti altında gerçekleştiğini söyler (İslam Peygamberi,I, 92).
İlgili ayet ve hadislerden İsra ve Mîracın bedenen veya ruhen gerçekleştiği sonucunu çıkarmak mümkündür. Ancak başta Buhari ve Müslim olmak üzere muteber kaynaklarda yer alan tasvir ve olaylar Mîracın ruhen gerçekleştiği görüşünü desteklemektedir. Mucizenin tanımı ve nübüvveti ispat etme fonksiyonu yönünden bakıldığında Mîracın, klasik mucize ölçüleri dışında Hz. Peygamberin manevî dünyasında gerçekleşip itminan ve güç veren olağanüstü bir hadise niteliği taşıdığı anlaşılır. Rasûl-i Ekrem'in hanımı Hz. Hatice ile amcası Ebu Talib'in vefatının, ayrıca maddi-manevi eziyetlere maruz kaldığı Tâif seferi dönüşünün ardından gerçekleşen Mîrac olayının O (sav)'na Allah tarafından lutfedilen manevi bir destek olduğu açıktır. Bu ilahî lütfun, son nebînin getirdiği mesajın Mescid-i Aksa'da kendilerine namaz kıldırdığı ve semalarda görüştüğü peygamberlerin mesajlarını ihya edeceği ve hak dinin bütün dinlere hakim olacağı (el-Fetih 48/28) şeklinde yorumlanması hem naslar hem de tarih açısından isabetli görünmektedir.
Hz. Peygamber Cenab-ı Hak'la Görüştü mü?
Hz. Peygamberin Mîracda Allah'ı görüp görmediği meselesi, onun sidretü'l müntehâda "iki yay ucu aralığı kadar" (kâbe kavseyn) Allah'a yaklaştığını ve O'nu gördüğünü bildiren ayetlere dayanır (en-Necm 53/ 7-14). Bu ayetlerde söz konusu edilen yaklaşmanın kimler arasında meydana geldiği ve Rasul-i Ekrem'in kimi gördüğü hususu iki şekilde anlaşılmaktadır:
Sahabeden Hz. Aişe, Abdullah b. Mesud, Ebû Zer el-Gıfârî, Ebû Hüreyre; tabiinden Mücahid, Hasan-ı Basrî, Katade ve müfessirlerin çoğu yaklaşma hadisesinin Hz. Peygamberle Cebrâil arasında gerçekleştiğini kabul eder.
Diğer görüş ise yaklaşmanın doğrudan Allah'la Rasul-i Ekrem arasında meydana geldiği şeklindedir. Enes b. Malik'den Şerik b. Abdullah yoluyla gelen Mîrac rivayeti buna delildir. Ancak hafızası zayıf olduğu bilinen Şerik'in nakledilen metni tam olarak koruyamadığı bilinmektedir.
Rivayetlerde sidretü'l-münteha'ya sadece peygamber ve meleklerin ulaşabildiği ve orayı geçmenin yalnız Rasulullah'a mahsus olduğu kaydedilir. Ancak İslam alimleri, Allah ve Rasulü arasında böyle bir yakınlaşmanın açıkça tecessüme delalet ettiğini ve ilgili metinlerin zaptı doğru olsa bile zahiri manalarıyla kabul edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Allah'ın Peygambere veya Peygamberin Allah'a yaklaşması mekan ve mesafe kavramlarıyla değil Rasul-i Ekrem'in derece ve makamının yükselmesi, duasının kabulü ve çeşitli nimetlere mazhar kılınmasıyla açıklanmalıdır (Kadî İyaz, I, 205). Ayrıca, Necm Sûresi, İsra Sûresinden önce nazil olduğuna, İsra ve Mîrac da aynı gecede meydana geldiğine göre yaklaşma ve görmeyi ilgilendiren ayetle Mîrac olayı doğrudan bağlantılı değildir (Elmalılı, V, 3152).

5 Ağustos 2007

..Türkiye Süper Kupasının sahibi FENERBAHÇE oldu..

Fenerbahçe, Köln'de Beşiktaş'ı 17. dk'da Deivid ve 86.dk'da Kezman'ın golleri ile 2-1 mağlup ederek Süper Kupa'nın sahibi oldu. Beşiktaş'ın tek golü ise 20.dk'da Bobo'dan geldi.. Her iki takımın da gayet güzel oynadığı maç oldukça heyecanlı ve bol pozisyonluydu. Roberto Carlos oyunuyla göz doldururken Deivid, Deniz ve Uğur da geçen sezonki oyunlarına nazaran daha iyi bir performans sergiledi.. Kezman attığı golün yanı sıra fena bir oyun çıkarmadı.. Serdar da yaptığı harika kurtarışla maça damgasını vurdu..
6 sarı kartın çıktığı maçta Deli İbrahim de ikinci sarı kartını görerek kırmızı kartla son dakikalarda oyundan ihraç edildi..
Umarım bu kupa Fenerbahçe için bir başlangıç olur..

..Sonu aşkla biten tek ilaç :-)..

amoksilav

..Bodrum'da Yıldızlı Geceler ve konserde fotoğraf çekmek..

Bodrum Antik Tiyatro'da Turkcell Yıldızlı Geceler Konserlerinde dün akşam sahnede Sezen Aksu vardı.. Biz de bir ilaç mümessili sağolsun, babama eşantiyon olarak getirdiği 4 adet konser bileti ile Sezen aksu'nun Bodrum'daki bu konsere babam ve kardeşlerimle gittik.. Bu arada Bodrum'u da ilk defa görmüş oldum. Yaklaşık 3 saat süren konser Sezen'in şarkıları ve şarkı arası esprileri ile eğlenceliydi.. Önceki cümledeki "eğlenceliydi" yüklemini esasen ben ve kardeşlerim için yazdım.. Biz olmasak babama bedava bilet bile versen gitmez konsere falan.. Malum nesil farkı var aramızda :-)
Konsere ilişkin kendime ait fotoğraflar da eklemek isterdim ama olmadı.. Hatta bunun için fotoğraf makinemi de yanıma almıştım ama konser biletinde de yazdığı gibi "eğlence mekanına fotoğraf makinesi ve kamera sokmak yasaktır" ikazına uyarak makinemi arabada bırakmıştım ki iyi de etmişim. Çünkü benim makine gibi saklanamayacak cinsten olanları içeri almıyorlardı.. Gerçi artık kağıt gibi fotoğraf makineleri ve kameralı telefonlar o kadar çok ki bu yasak neredeyse seyircilerin yarısından fazlası tarafından delinmekte.. Hadi fotoğraf çekiyosun da makinenin flaşının sahneye kadar ulaşamayacağını düşünmeden niye flaşla fotoğraf çekiyosun be kardeşim.. (Ön sıralarda oturanlar hariç :-)) Hem flaşın sahneye ulaşıp ulaşmayacağını da geçtim.. Bu durumda flaşla çekilen fotoğraf istenildiğinden çok daha karanlık çıkar. Çünkü makine flaşla çekim yapılacağı zaman yüksek enstantane hızı kullanır.. Böyle bir durumda en iyisi flaşsız çekimdir ancak bunun da bir dezavantajı vardır ki o da düşük enstantane hızından dolayı fotoğrafın flu yani bulanık çıkmazsıdır, ama fotoğrafı çekerken makineyi sabitleyebilirseniz bu problemden de kurtulabilirsiniz.. Benden söylemesi..

2 Ağustos 2007

..Karting ki ne Karting..

Bu akşam Muğla Karting Center'da bi karting olayına girdik.. Kardeşlerim Musa ve Ömer ile komşularımız Ceren ve Taha ile beraber yaptığımız karting eğlenceliydi.. Musa, Ömer ve Taha'nın nasıl sürdüklerini biliyordum da Ceren ilk defa gelmişti bizimle. Bu ilk ve son olacak sanırım. Pistten sağ çıktığımız için şanslıyız. Allah'ıma şükürler olsun ki şu an tek parçayım.. Taha, ilk yarışında pistin şekliniz değiştirmişti: "Designed by Taha" :-) Ceren de kartingi çarpışan arabalar sandı herhalde ki bam güm vurdu durdu.. Pistin dar kesimlerinde yavaş giderek bizi çileden çıkardı. Neyse son turlara girerken bir baktım Ceren virajı biraz açıktan almakta, benim de 1 metre kadar arkamda beni yarışın başından beri geçmeye çalışan Ömer var. Ben virajı içeriden alayım da Ceren'i geçeyim derken bizim manyak arabayı önüme kırmaz mı.. Sonuç mu?: Ben lastik bariyerlere girdim, Ömer de arabamın sağ tarafından bana.. İşte herşey o anda oldu.. Ömer'in sacrum kemiğinde, benimse lateral tarsal kemiklerimde hasar olduğunu düşünüyoruz :-D
..Allahümme ecirna min şerri Ceren.. => .. Allah'ım beni Ceren'in şerrinden koru..

1 Ağustos 2007

..Yahoo'nun "Byzantion" Ayıbı..

Önceki yazımda bahsettiğim "Byzantion" ayıbı hava durumu tahminleri ile kısıtlı değilmiş.. Yahoo! Maps'te İstanbul yazılıp aratıldığında karşımıza "Byzantion, Turkey" başlıklı sayfa çıkıyor.. Bakalım Yahoo bize yaptığı bu büyük ayıbı ne zaman düzeltecek.. Yahoo'ya iyi bi coğrafya dersi vermek lazım!!!

30 Temmuz 2007

..Yahoo'dan "Byzantion" Saçmalığı..

Bugün mailime bakmak için Yahoo!Mail'e girdiğimde farkettim.. Yahoo!Mail'in Beta sürümünde bulunan karşılama çubuğunda yer alan hava durumu bölmesinde yer olarak "İstanbul, 34, TR" yazıldığında bulunan yer "Byzantion, TR" oluyor. Önceleri "İstanbul, TR" bulunabilirken şimdi neden "İstanbul", "Byzantion" olarak değiştirilmiş anlayabilmiş değilim.. Hata desen hata değil; "Byzantion" diye bir yer mi var günümüzde.. Umarım en yakın zamanda değiştirirler bu saçmalığı..

29 Temmuz 2007

..Ekincik'07..

Her yaz yaptığımız gibi bu sene de Ekincik'te bir kaç günlük tatilimizi yaptık.. Denize doydum valla :-) Yaptığımız Dalyan tekne turu da çok zevkliydi.. Ekincik'ten kareler:
..Dalyan-İztuzu plajında..

..Elektriklerin kesik olduğu bir akşam ortam harikaydı.. Fotoğraf istediğim gibi olmadı ama neyse artık..

..Dalyan Kaya Mezarlıkları..

24 Temmuz 2007

..Blogumdaki Yenilikler..

* "Blogum hakkında ne düşünüyorsunuz" başlıklı bir anket eklendi..
* Sağ sütuna "Etiketlerim" eklendi..

23 Temmuz 2007

..Seçim'07 ve Mitinglerdeki Sözde Milyonlar(!)..

Seçim'07 de geride kaldı.. Sonuçta AKP hakettiği gibi %46,66 ile yine tek başına iktidara geldi.. CHP ise %20,85'te kaldı.. Meclise girmeyi başaran bir diğer parti ise %14,29 ile MHP.. Aslında bir de bağımsızlarla meclise giren DTP var..
CHP'den daha fazlasını bekliyodum. Neden mi? Malum mitinglerinde milyonların toplandığını iddia ediyolardı.. Cumhuriyet mitinglerindeki SÖZDE MİLYONLAR nereye kayboldu?
Baykal da Ağar'ın peşinden istifa eder artık.. :-)
Bu arada aklıma cumhuriyet gazetesinin "Tehlikenin farkında mısınız?" reklamları geldi; gerçekten de tehlikede miyiz şimdi? Buna sadece gülerim=> :-)

20 Temmuz 2007

..Malatya'ya gittik ve döndük çok şükür..

Dün gece 00:30 sularında evim evim güzel evime vardık çok şükür.. Bu seneki sıla-i rahim görevimizi de yerine getirdik Allah'ın izniyle..Malatya'da kaldığımız süre zarfında güzel vakit geçirdik.. Çoğunlukla portre olmak üzere bol bol fotoğraf çektim.
Kayısı ağacından kayısı toplarken..
Nemrut Dağı eteklerinde Kahta Yaylası'ndan..
Bir portre..

14 Temmuz 2007

..Malatya yolcusu kalmasın!!..

Muğla'dan saat 04:00 sularında çıkıp Malatya'ya hareket etmemize yaklaşık 3 saat kaldı.. Yaklaşık 15 saat süren bu yolculuğun ardından 1 hafta kadar internetten mahrum kalacağım için inşallah 1 hafta sonra fotoğraflar ve memleket ziyareti hakkında yazılarımla görüşmek üzere..

25 Haziran 2007

..Uzun ve yorucu bi senenin ardından..

Ve nihayet 2.sınıfın da sonuna geldik.. Artık 3 sayılırım.. :-) Bitti ama bizi de bitirdi.. Sistemik anatomi, topografik anatomi, mikrobiyoloji, fizyoloji, histoloji, biyokimya, biyofizik bitirdi bizi.. Artık tusa kadar anatomi yok.. Oh bea!! Tunç hocanın, Seralp hocanın zor soruları, Mevlüt hocanın o güzide ders notları artık sadece birer anı :-)
Henüz açıklanmayan mikrobiyoloji sınavı da açıklansa da 3 oldum artık desem.. Aslında geçtiğimi biliyorum ama resmen açıklanınca daha bi güzel oluyo. Öğrenci Not Bilgileri sayfasında "BAŞARILI" yazması olayın bittiğinin resmidir.. :-)

!! OH BE !!

16 Haziran 2007

..Gece gece hastanede H.K. ve M.Ö'yü aradık :-)..

14 Haziran'daki fizyoloji sınavına çalışmak için sınavdan önceki gece hastanedeki çalışma salonundaydık.. Saat 00:30 gibi arkadaşlarımdan H.K. ve M.Ö. "biz uyuyacağız" dedi. Ben de "Göz Hastalıkları Servisi'nde boş yatak vardır" dedim.. Onlar da çalışma salonundan ayrıldılar ve bi 5 dk. kadar sonra mesaj geldi: "Biz göz servisinde 2277 numaralı odadayız, 2:15te bizi kaldır" diye.. Neyse, saatlar 02:05'i gösterirken çalışma salonundaki diğer arkadaşlarla çorba içmek için hastanedeki "Han Cafe"ye inerken "Siz inin, ben H.K. ve M.Ö.'yü kaldırayım, geliriz" dedim. Göz Servisi'ne çıktığımda hemşireye sordum H.K. ve M.Ö.'yü, hemşire kimse yok dedi.. Ayrıca Göz Servisi'ndeki hasta odaları 2273'te sona eriyordu. Ben de "Han Cafe"ye diğer arkadaşların yanına indim.. "Eee, neredeler?" sorusuna cevabım "Yoklar" oldu.. Yapacak bişey yoktu..
Yaklaşık 2 saat kadar sonra da Nihat ve Mali "Biz eve gideceğiz istersen seni de bırakalım" dedi, "tamam" dedim, toparlandım gidiyoduk ki bizim uyuyan ikiliye bakalım, sabaha kadar uyuyup da sınavı kaçırmasınlar dedik. Göz servisine tekrar gittik, 2277 yok.. Aynı kattaki "Üroloji Servisi"ne gittik, hemşire "2 öğrenci 2213'te yatıyo" dedi. 2213'e gittik, tamam 2 kişi var ama bizimkiler değil.. "Bu kat 2263'te bitiyo, acaba üst kattalar mı diye ama Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi var, olmaz" dedim. Yapacak bişey yoktu ve herkes evine gitti..
Sabah üni'ye geldiğimde öğrendim ki arkadaşlar 2277'de değil 2272'de yatıyomuş, 06:30'da hemşire kaldırmış.. :-)

20 Mayıs 2007

..Derbinin Ardından..

Her zamanki gibi Galatasaray makus talihini yenemedi ve bu maçı da FENERBAHÇE kazandı!!
* Fenerbahçe bu sene diğer branşlarda da ezeli rakibini mağlup etmiş.. 1 kere değil 2 kere değil, tam 14 kez..
* Galatasaray yönetimi yeni stad projesinin Ali Sami Yen Stadı'nın yıkım kısmını taraftarına bırakmış heralde ki taraftarlar yıkıma koltuklardan başladı.. :)
* İstanbul su sıkıntısı yaşarken Galatasaray taraftarının su şişelerini sahaya atarak su israfı yapmalarını kınıyorum.. Tuncay da benim gibi düşünüyo herhalde ki israf olmasın diye atılan suyu alıp içti.. :)

17 Mayıs 2007

..MaSCo'07..

16-17 Mayıs 2007 tarihlerinde gerçekleştirilen Marmara Üniversitesi Tıp Öğrenci Kongresi MaSCo 2007'ye ben de iştirak ettim.. 3 arkadaş katılmayı düşündüğümüz bu öğrenci kongresine ekilerek tek kişi olarak katıldım.. Zaten ilk defa bu sene başka üniversitelerden katılımcı kabul edilen bu öğrenci kongresine çok pek dışarıdan katılım yoktu gördüğüm kadarıyla.. Benim gördüğüm benim dışımda bir Cerrahpaşa Tıp'lı ve bir kaç Kocaeli Tıp'lı vardı.. Doğal olarak yabancılık çektim ama sağolsunlar Marmara Tıp'lı bir kaç arkadaş ilgilendi benimle..
Marmara Tıp Fakültesi'ni ilk defa gördüm.. Eski binası hoşuma gitti.. Güzel bi de orta bahçesi var ancak, hastanesinin başka bir yerde olması ve fakültenin bulunduğu kampüsün küçük olması dezavantajlar bence..
Kongre ise fena değildi.. Konferanslar ve öğrenci sunumları güzeldi.. Özellikle her öğrencinin üst düzey araştırmalar olmasa da en azından bir araştırmaya dahil olması güzel.. Çoğunluğu anket çalışmasıydı..
Benim için güzel bir tecrübeydi.. En son 6 sene önce orta-2. sınıfta görüdüğüm, daha sonra Marmara Tıp'ta okuduğunu öğrendiğim bi arkadaşımı da 6 yıldan sonra tekrar görmek de ayrı bi güzellik kattı bu tecrübeye..

14 Mayıs 2007

..Yaşama Sevinci Konulu Fotoğraf Yarışması Sergisi..

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Fotoğrafçılık Topluluğu olarak düzenlediğimiz "Yaşama Sevinci" konulu fotoğraf yarışmasında sergilenmeye layık görülen 25 fotoğraftan oluşan ve bugünden itibaren 5 gün boyunca Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi giriş katında açık kalacak fotoğraf sergimiz bugün açıldı ve ilk üçe giren fotoğraf sahiplerine plaketleri takdim edildi..
Ben de bu fotoğraf yarışmasına bir fotoğrafla katılmıştım.. Yarışmaya katıldığım fotoğrafım da jüri üyelerince sergilenmeye layık bulunmuş..
Sergilenen fotoğraflar, sergiden sonra özellikle yoğun bakım olmak üzere hastanenin duvarlarını süsleyecek..
..Sergiye seçilen fotoğrafım ve Ben..

13 Mayıs 2007

'06/'07 Turkcell Süper Lig Şampiyonu: FENERBAHÇE!!!

Veee, şampiyon FENERBAHÇE!!! 17. şampiyonluğunu 32. haftada Trabzonspor karşısında kazanan FENERBAHÇE'yi ve tüm FENERBAHÇE'lileri tebrik ederim..
Beşiktaş'ı 3-0 yenen Bursaspor'u da tebrik etmek lazım.. :)

..Anneler Günü..

Tüm annelerin anneler gününü kutlarım..
Aslında, annelerimiz hakkında Peygamber Efendimiz "Cennet anaların ayakları altındadır" derken annelerimize sadece bugün sevgi gösterisinde bulunmak onlara karşı çok büyük bi saygısızlık ama..

5 Mayıs 2007

Maps of War

Maps of War, flash animasyonlarıyla tarihi gelişmelerin harita üzerinde gösterildiği bir site..
Örneğin, Orta Asya:

26 Nisan 2007

..Anatomi Hatırası..

Anatomi Hatırası için ön hazırlık..

..Sadece Ben :-)..

Soldan Sağa: Ben, Arda, Kürşad

Ben, Arda, Cüneyt Hoca, Levent Hoca, Nihat, Mehmet Ali

..Hep beraber..

..Kürşad'ın göbeğini kaldırmak bana kalmıştı:-)..

..Anatomi'nin fazlası adamı bozuyo.. Şekil 1.A..