31 Ağustos 2007

..Kuralar Çekildi..

Şampiyonlar Ligi ve UEFA kuraları çekildi.. Fenerbahçe'nin grubuna İnter, PSV ve CSKA Moskova çıktı.. Beşiktaş'ın grubuna ise Liverpool, Porto ve Marsilya çıktı.. Galatasaray'ın UEFA'daki rakibi Sion olurken, Erciyesspor'un rakibi ise Atletico Madrid oldu..
Dün akşam Şampiyonlar Ligi kuralarını izlerken sıra son torba çekilirken gönlümden geçen grup G grubuydu ve nitekim de öyle oldu.. Beşiktaş'ın da kurası diğer gruplara bakılınca fena değil.. Sonuç olarak; benim kendi fikrimce Fenerbahçe gruptan çıkar, Beşiktaş ise biraz zorlanır..
UEFA temsilcilerimize gelince; Galatasaray, rakibi Sion'u rahat geçer ama Erciyesspor'un işi zor Atletico Madrid karşısında.. Galatasaray rahat geçer diyorum ama Tromsö faciasını da unutmamak gerekir.. :)
Kuralar hepimize hayırlı uğurlu olsun..

29 Ağustos 2007

..Fenerbahçe ve Beşiktaş Turu Geçti..

Fenerbahçe, bugün oynadığı Anderlecht-Fenerbahçe maçını Kezman'ın 4.dk'da ve Alex'in 74.dk'da attığı gollerle 2-0 kazandı ve ilk maç skoru da dahil edildiğinde toplamda 3-0'la turu geçti.. Geçti geçti ama gruplarda işi daha zor gibi görünüyor.. Yarın akşam TSİ 19:00'da çekilecek kura ile belirlenecek gruplara 4.torbadan katılacak Fenerbahçe. Dolayısıyla karşısına da güçlü rakipler gelecek.. Ama inşallah Fenerbahçe gruptan da çıkacak.. Umarım Barcelona, Real Madrid, Manchester United, Arsenal, Chelsea, Milan, İnter Milan, Liverpool gibi devlerin bulunduğu 1. torbadan Liverpool çıkar. En zayıfı Liverpool gibi duruyor.. İnşallah hayırlısı olur..
Beşiktaş da Zürich'i İstanbul'da Delgado'nun golleriyle 2-0 gibi iyi bir sonuç aldı ve toplamda 3-1 ile gruplara kaldı..
Fenerbahçe ve Beşiktaş'a Şampiyonlar Ligi'nde, Galatasaray ve Erciyesspor'a da UEFA Kupası'nda başarılar..

19 Ağustos 2007

muğla'da yeni mekânlar | keyfoturağı kahvesi..

Bugün akşam yemeği için indik Muğla'dan yaklaşık 3 km. uzaklıkta olan Karabağlar Yaylası'na, indik diyorum çünkü normalde yaylaya çıkılırken Muğla'da bulunan çukur yaylaya inilir.. Yemek için durağımız da Keyfoturağı Kahvesi oldu.. Keyfoturağı Kahvesi, Muğla Belediyesi tarafından restore edilen Muğla'nın tarihi mekanlarında yalnızca biri .. Keyfoturağı Kahvesi hakkında genel bilgi için kahve girişinde bulunan bilgi tabelasında yazanları aynen aktarıyorum: "Keyfoturağı Kahvesi, mescit, kahve ve lokantadan oluşmaktadır. Mescit dikdörtgen planlı, alaturka kiremitli olup diğer kahvelerde bulunan mescitlerden farklı olarak tavanı ahşaptır. Bahçesinde 10 adet anıtsal çınar ağacı ve 2 adet kuyusu bulunan Keyfoturağı Kahvesi 1871 yılında yapılmıştır. Keyfoturağı Kahvesi'nin, lokanta ve kahve bölümü aslına uygun olarak 2007 yılında Muğla Belediyesi tarafından yenilenmiştir." Lokanta ve kahve kısmı restore edilen kahvenin mescidi de henüz restore edilmekte.. Bahçesindeki çınarlarla ve bahçe düzenlemesi ile harika bir ortamı var bu kahvenin.. Yemekleri ve servisi de gayet iyiydi.. Ben kol sarması yedim ki ilk defa yediğim bu yemek gerçekten de lezzetliydi..

15 Ağustos 2007

..Nokia, 46 milyon bataryayı toplatıyor..

Finlandiyalı mobil iletişim devi Nokia, aldığı 100 aşırı ısınma şikayeti üzerine Aralık 2005 - Kasım 2006 arasında Matsushita Battery Industrial Co. Ltd. tarafından üretilen Nokia'nın BL-5C model bataryaları değiştirme kararı aldı..
Eğer siz de bataryanızın bu açıklama kapsamına giren 46 milyon BL-5C model bataryadan biri olup olmadığını www.nokia.com/batteryreplacement/en web sitesinden ya da Nokia Türkiye Çağrı Merkezi’nin (0 212) 337 17 17 numaralı telefonundan BL-5C model bataryanızın arka yüzünde yer alan 26 karakterden oluşan batarya numaranız ile öğrenebilirsiniz.. Ve eğer sizin bataryanız da bu açıklama kapsamına giriyorsa bataryanızı ücretsiz olarak değiştirtebilirsiniz..
Nokia'nın BL-5C model batarya kullandığı cep telefonu modelleri:
Nokia 1100, Nokia 1101, Nokia 1108, Nokia 1110, Nokia 1112, Nokia 1255, Nokia 1315, Nokia 1600, Nokia 2112, Nokia 2118, Nokia 2255, Nokia 2272, Nokia 2275, Nokia 2300, Nokia 2310, Nokia 2355, Nokia 2600, Nokia 2610, Nokia 2626, Nokia 3100, Nokia 3105, Nokia 3120, Nokia 3125, Nokia 6030, Nokia 6085, Nokia 6086, Nokia 6108, Nokia 6175i, Nokia 6178i, Nokia 6230, Nokia 6230i, Nokia 6270, Nokia 6600, Nokia 6620, Nokia 6630, Nokia 6631, Nokia 6670, Nokia 6680, Nokia 6681, Nokia 6682, Nokia 6820, Nokia 6822, Nokia 7610, Nokia N70, Nokia N71, Nokia N72, Nokia N91, Nokia E50, Nokia E60

13 Ağustos 2007

..Grangé'ın yeni kitabı: Şeytan Yemini..

Şeytan Yemini -orjinal adıyla "Les Serment des Limbes"-, Jean-Christophe Grangé'ın diğer kitapları Kızıl Nehirler, Taş Meclisi, Leyleklerin Uçuşu, Kurtlar İmparatorluğu ve Siyah Kan'dan sonra Türkiye'de çıkan 6.kitabı olarak raflardaki yerini aldı.. Jean-Christophe Grangé müptelalarına duyurulur..

"Şeytan'ın peşinden nereye kadar gidebilirsin?

SENİ BEKLİYORDUM.

Karanlık bir tüneldeyim. Tünelin duvarları yüzlerden oluşmuş. Acı çeken, inleyen yüzler. Tünelin ucunda kırmzı bir ışık görüyorum. Bir yürek gibi atıyor. Ben bir Işıksız'ım.

IŞIKSIZLARI KORUYORUM.

Seri cinayetler, cinayetler serisi... Seri katil mi katiller serisi mi?

YALNIZ SEN VE BEN.

Şeytan yeryüzüne mi indi, yoksa hep burada mıydı?

ORADA, HER ŞEYİN BAŞLADIĞI YERDE.
"

11 Ağustos 2007

..HEDEF: Küresel Aydınlanma!..

Philips, küresel ısınmayı önlemek amacıyla "Hedef: Küresel Aydınlanma" adı altında bir kampanya düzenliyor..
Philips, kampanya kapsamında;
  • Milyonlarca ev kullanıcısının ve 81 ildeki 2000 okulda eğitim gören öğrencilerin küresel ısınma konusunda bilinçlendirilmesi,
  • Onbinlerce normal ampulün tasarruflu ampuller ile değiştirilmesi,
  • Binlerce ağaç dikilmesi planlanmaktaymış..
Ve Philips, kampanya süresince;
  • Her ay "HEDEF: Küresel Aydınlanma!" kampanya jürisi tarafından seçilecek en yaratıcı fikir sahibine Philips Yeşil Bayraklı ürünler verecekmiş. (Yeşil bayraklı Philips ürünleri, ütü, mp3 player, ev sinema sistemi, taşınabilir DVD player ve LCD televizyondan oluşmaktadır.)
  • Katılan ilk 4000 kişinin adına fidan dikimi yapacakmış.
  • Her ay katılan ilk 100 kişiye enerji tasarruflu ampul verecekmiş.
Siz de evinizde aldığınız basit ama etkili önlemleri tüm Türkiye ile paylaşın, “HEDEF: Küresel Aydınlanma!” bilinçlendirme projesine katılın, ödüller kazanın!
Kampanyaya katılmak için tıklayın..

10 Ağustos 2007

..Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in Cenab-ı Allah(c.c.)'ın Katına Ulaştığı Gece: Mirac Kandili..

..Tüm İslam Alemi'nin Mirac Kandili Kutlu Olsun..

Sonpeygamber.info adresinde yayınlanan Yrd. Doç. Dr. Salih Sabri Yavuz'un Mirac hadisesi hakkındaki bu güzel yazıyı paylaşmak istedim:

Mîrac Nedir?
Sözlükte "yukarı çıkmak, yükselmek" anlamındaki urûc kökünden türeyen mîrac kelimesi, "yukarı çıkma vasıtası, merdiven" demektir. Terim olarak Hz. Peygamberin göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. İslamî kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle Mîrac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir. Rasul-i Ekrem'in bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya yaptığı yolculuğa İsrâ, oradan göklere yükselmesine Mîrac denilmiştir. Literatürdeki bu ayrım her iki terimin naslarda zikredilmesinden ileri gelmektedir. Geceleyin yürüme anlamındaki "sery" kökünden türeyen "isra", Kur'an'da bir sûreye ad olmuştur. Buna göre Allah, kudretinin işaretlerini göstermek için kuluna (Hz. Peygamber) Mescid-i Haram'dan, çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksa'ya geceleyin bir seyahat yaptırmıştır (el-İsra 17/1). Mîrac kelimesi Kur'an'da geçmemekle birlikte çoğul şekli olan meâric "yükselme dereceleri" manasında Allah'a nisbet edilmiştir (el-Meâric 70/3).
Semaya yükseliş tasavvuru eski Hint ve İran mitolojileriyle Yahudilik ve Hıristiyanlık geleneğinde de mevcuttur.
Buhari ve Müslim'de Mîracla ilgili olarak yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etmiştir: Bir gece Rasûlullah Kabe'de Hicr veya Hatîm denen yerde iken -bazı rivayetlerde uykuda iken veya uyku ile uyanıklık arasında bir halde- Cebrail (a.s) geldi; göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içini iman ve hikmetle doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis'e götürdü. Rasûl-i Ekrem Mescid-i Aksa'da iki rekat namaz kılıp çıktığında Cebrail, biri süt biri şarap dolu iki kap getirdi. Rasûlullah süt dolu kabı seçince Cebrail "fıtratı seçtin" dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti. Semaların her birinde sırasıyla Adem, İsa, Yusuf, İdris, Harun ve Musa peygamberlerle görüştü; nihayet Beytülma'mur'un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrahim'le buluştu. Sidret'ül- Münteha denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah'ın huzuruna çıktı. Burada Cenab-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Musa, elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah'tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamberin Huzur-u İlâhiye müracaatı ve Hz. Musa ile diyalogu devam etti (Buhari: Salat,1; Tevhid,37; Enbiya,5; Bed'ül-halk,7; Menakıb,24/ Müslim: İman, 259, 262-263; Fezail,164). Bir rivayete göre Rasul-i Ekrem'e Mîracda Bakara Sûresi'nin son ayetleri indirilmiş ve Allah'a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi verilmiştir (Müsned,I, 422; Müslim, İman, 279).
Mîracla ilgili sahih rivayetlerde bazı farklılıklar mevcuttur. Hz. Peygamberin doğrudan Mescid-i Haram'dan semaya yükselişinin bildirilmesi böyledir. Ancak İsra ve Mîracın aynı gece gerçekleştiği kabul edilip rivayetlerin bütünü göz önüne alındığında Rasûl-i Ekrem'in Mescid-i Aksa'ya uğradığı ve burada İbrahim, İsa ve Musa'nın da içlerinde bulunduğu peygamberler topluluğuna namaz kıldırdığı anlaşılmaktadır (Müslim, İman, 259; İbn-i Hişam, II, 37-38). Diğer rivayetlere göre de Hz. Peygamber, olayı anlattığında Kureyşliler kendisini yalanlayıp Mescid-i Aksa hakkında sorular sorunca Allah O'na mescidi göstermiş ve böylece soruları cevaplamıştır (Müsned,I,309; Buhari, Menakıbu'l-ensar,41).
Ne Zaman Gerçekleşmiştir?
Mîrac, en sahih kabul edilen rivayete göre, birinci ve ikinci Habeşistan hicretinden sonra, Hz. Hatice ile Ebû Talip'in vefatlarını takip eden dönemde, Hicretten bir yıl önce meydana gelmiştir. Müslümanların çoğunluğu Mîracı Receb ayının 27. gecesinde kutlamaktadır.
Mîracda Bahsi Geçen Mescid-i Aksa Hangi Mescittir?
Mîrac'da adı geçen Mescid-iAksa'nın hangi mescid olduğu konusunda ayetlerde açıklama yapılmamış, sadece çevresinin mübarek kılındığı belirtilmiştir. Mescid-i Aksa'nın "uzak mescid" anlamına geldiği, halbuki Kur'an'da Filistin için "edne'l-arz" (en yakın yer) ifadesinin kullanıldığı (er-Rum 30/3) belirtilerek semavî bir mescid olması ihtimali üzerinde durulmakla birlikte ( M. Hamidullah, I, 93) hem tarihî veriler hem de ayetteki ifadeler dikkate alındığında söz konusu mabedin tarihî bir gerçekliğinin olduğu anlaşılmaktadır. O dönemlerde mescidin mevcut olmaması daha önceleri Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın bulunmadığını göstermediği gibi Mescid-i Aksa'nın müslümanların ilk kıblesi olduğu da bilinen bir husustur. Semavî dinlerde tevhid inancı açısından ibadetlerin ifası sırasında müminlerin yöneldiği mekân (kıble) bir amaç değil, araçtır. Bu mekanın üzerindeki binanın yüzyıllar içinde yıkılıp yeniden yapılması veya zaman zaman mevcut olmaması mekanın manevî konumunu engellemez.
Mîrac Ruhen mi Bedenen mi Gerçekleşmiştir?
İsra ve Mîracın mahiyetine yönelik en önemli tartışma bedenen mi ruhen mi gerçekleştiği konusundadır. Kelam ve Hadis alimlerinin çoğu olayın bedenen ve uyanık halde gerçekleştiği görüşündedir. İsra ve Mîrac, rüyada gerçekleşmiş olsaydı bu sıradan bir hadise olur, Kureyşliler de onu inkar etmezdi. Buna göre ayette geçen "abd" kelimesinden ruh-beden bütünlüğüyle Hz. Peygamber kastedilmektedir, ayetin zahirini tevil etmeyi gerektiren bir sebep yoktur. Ayrıca "sana gösterdiğimiz rüyayı ....insanlar için bir imtihan vesilesi yaptık" (İsra 17/60) ayetindeki rü'yet gözle görmeyi ifade eder, eğer uykuda görülen rüyayı kastetseydi bu bir imtihan vesilesi sayılmazdı. Hz. Aişe ve Muaviye b. Ebi Süfyan'dan rivayet edilen farklı yorumları da değerlendiren alimler, bu rivayetlerin hadis tekniği açısından problemler taşıdığını ileri sürmüştür. Fahreddin er-Razi, güneş ve gezegenlerin büyük kütlelerine rağmen çok hızlı hareket edebildiklerini söyleyerek Allah'ın dilemesi halinde başka bir varlığın da benzeri bir hıza ulaşabileceğini ileri sürer. Ona göre Hz. Peygamberin Mîraca yükselişi ihtimal dışı görülürse Cebrail'in inişine de aynı şekilde bakmak gerekir. Mîracın bedenen gerçekleştiğini temellendirme sırasında kelamcılar konunun daha çok Allah'ın irade ve kudreti dahilinde oluşuna ağırlık vermiştir. Bu çerçevede yapılan yorumlar meseleyi insan aklının anlayabileceği bir seviyeye indirgemeye dayanmaktadır. Ancak mucize anlamında ilahi ayetlerden olan bu hadiseyi tamamen aklî çerçeveye sokmak kolay değildir (Elmalılı,V, 3150).
İsra'nın ruhen gerçekleştiği görüşünü benimseyen alimler Hz. Aişe'nin "Rasulullah'ın bedeni yerinden ayrılmamış, o ruhuyla yolculuk yapmıştır" ve Muaviye'nin, "İsra Allah'tan gelen sadık bir rüyadan ibarettir" beyanları ile Hasan-ı Basrî'nin bu görüşe itiraz etmemesini delil kabul etmişlerdir (İbni İshak, 275; İbni Hişam,II, 40-41). İsra Sûresi 60. ayetindeki rüya ise gözle görmeyi değil düşte görmeyi ifade eder (Suyûtî, Şerhu Kıssati'l- İsra, s. 55).
İbni Kayyım ise Mîracın rüyada gerçekleşmesiyle ruhen gerçekleşmesi arasındaki farka dikkat çeker. Ona göre Hz.Aişe ve Muaviye bu olayın uykuda değil ruhen vuku bulduğunu söylemişlerdir. Uyuyan kimsenin gördükleri uyanıkken duyularıyla algıladığı şeylerin örneklerinden ibaret olur; böylece gökyüzüne çıkarıldığını görür, ancak ruhu yükseltilmez. Rasulullah'ın yükseltildiğini kabul eden iki gruptan biri ruh ve bedenle, diğeri ise bedeni olmadan ruhuyla Mîraca çıktığını söylemiştir. İkinci grup, Mîracın uykuda gerçekleştiğini ileri sürmemiş, ruhun bizzat yolculuk yaptığını kastetmiştir (Zadü'l-Mead, III, 40).
Çağdaş bir çok müellif de İsra ve Mîracın ruhen gerçekleştiği kanaatindedir. Bedenen gerçekleştiğini öne sürenlerin delillerini zayıf bulan Şibli Numanî, İsra Sûresi'nin ilk ayetinde yer alan abd kelimesinin ruha atfedilebileceğini, bedenin her an değişikliğe uğrayabileceğini, kalıcı olanın ruh olduğunu söyler. Ayrıca Mîrac olayında geçen Mescid-i Aksa'nın dışındaki mekan ve hadiseler ruhanî aleme aittir. Dolayısıyla bu tecrübe ruhun maddi unsurlardan sıyrılarak melekût alemine yaptığı bir yolculuktur. Yine Şiblî'ye göre, bir şeyin imtihan konusu yapılması onun mutlaka olağanüstü sayılmasını gerektirmez (Asr-ı Saadet, II, 438-444). Muhammed Hamidullah da rivayetlerde geçen, "Uyku ile uyanıklık arasında bir durumda idim" ifadesinden hareketle bu seyahatin Hz. Peygamberin tam şuur halinde, fakat ruhunun hakimiyeti altında gerçekleştiğini söyler (İslam Peygamberi,I, 92).
İlgili ayet ve hadislerden İsra ve Mîracın bedenen veya ruhen gerçekleştiği sonucunu çıkarmak mümkündür. Ancak başta Buhari ve Müslim olmak üzere muteber kaynaklarda yer alan tasvir ve olaylar Mîracın ruhen gerçekleştiği görüşünü desteklemektedir. Mucizenin tanımı ve nübüvveti ispat etme fonksiyonu yönünden bakıldığında Mîracın, klasik mucize ölçüleri dışında Hz. Peygamberin manevî dünyasında gerçekleşip itminan ve güç veren olağanüstü bir hadise niteliği taşıdığı anlaşılır. Rasûl-i Ekrem'in hanımı Hz. Hatice ile amcası Ebu Talib'in vefatının, ayrıca maddi-manevi eziyetlere maruz kaldığı Tâif seferi dönüşünün ardından gerçekleşen Mîrac olayının O (sav)'na Allah tarafından lutfedilen manevi bir destek olduğu açıktır. Bu ilahî lütfun, son nebînin getirdiği mesajın Mescid-i Aksa'da kendilerine namaz kıldırdığı ve semalarda görüştüğü peygamberlerin mesajlarını ihya edeceği ve hak dinin bütün dinlere hakim olacağı (el-Fetih 48/28) şeklinde yorumlanması hem naslar hem de tarih açısından isabetli görünmektedir.
Hz. Peygamber Cenab-ı Hak'la Görüştü mü?
Hz. Peygamberin Mîracda Allah'ı görüp görmediği meselesi, onun sidretü'l müntehâda "iki yay ucu aralığı kadar" (kâbe kavseyn) Allah'a yaklaştığını ve O'nu gördüğünü bildiren ayetlere dayanır (en-Necm 53/ 7-14). Bu ayetlerde söz konusu edilen yaklaşmanın kimler arasında meydana geldiği ve Rasul-i Ekrem'in kimi gördüğü hususu iki şekilde anlaşılmaktadır:
Sahabeden Hz. Aişe, Abdullah b. Mesud, Ebû Zer el-Gıfârî, Ebû Hüreyre; tabiinden Mücahid, Hasan-ı Basrî, Katade ve müfessirlerin çoğu yaklaşma hadisesinin Hz. Peygamberle Cebrâil arasında gerçekleştiğini kabul eder.
Diğer görüş ise yaklaşmanın doğrudan Allah'la Rasul-i Ekrem arasında meydana geldiği şeklindedir. Enes b. Malik'den Şerik b. Abdullah yoluyla gelen Mîrac rivayeti buna delildir. Ancak hafızası zayıf olduğu bilinen Şerik'in nakledilen metni tam olarak koruyamadığı bilinmektedir.
Rivayetlerde sidretü'l-münteha'ya sadece peygamber ve meleklerin ulaşabildiği ve orayı geçmenin yalnız Rasulullah'a mahsus olduğu kaydedilir. Ancak İslam alimleri, Allah ve Rasulü arasında böyle bir yakınlaşmanın açıkça tecessüme delalet ettiğini ve ilgili metinlerin zaptı doğru olsa bile zahiri manalarıyla kabul edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Allah'ın Peygambere veya Peygamberin Allah'a yaklaşması mekan ve mesafe kavramlarıyla değil Rasul-i Ekrem'in derece ve makamının yükselmesi, duasının kabulü ve çeşitli nimetlere mazhar kılınmasıyla açıklanmalıdır (Kadî İyaz, I, 205). Ayrıca, Necm Sûresi, İsra Sûresinden önce nazil olduğuna, İsra ve Mîrac da aynı gecede meydana geldiğine göre yaklaşma ve görmeyi ilgilendiren ayetle Mîrac olayı doğrudan bağlantılı değildir (Elmalılı, V, 3152).

5 Ağustos 2007

..Türkiye Süper Kupasının sahibi FENERBAHÇE oldu..

Fenerbahçe, Köln'de Beşiktaş'ı 17. dk'da Deivid ve 86.dk'da Kezman'ın golleri ile 2-1 mağlup ederek Süper Kupa'nın sahibi oldu. Beşiktaş'ın tek golü ise 20.dk'da Bobo'dan geldi.. Her iki takımın da gayet güzel oynadığı maç oldukça heyecanlı ve bol pozisyonluydu. Roberto Carlos oyunuyla göz doldururken Deivid, Deniz ve Uğur da geçen sezonki oyunlarına nazaran daha iyi bir performans sergiledi.. Kezman attığı golün yanı sıra fena bir oyun çıkarmadı.. Serdar da yaptığı harika kurtarışla maça damgasını vurdu..
6 sarı kartın çıktığı maçta Deli İbrahim de ikinci sarı kartını görerek kırmızı kartla son dakikalarda oyundan ihraç edildi..
Umarım bu kupa Fenerbahçe için bir başlangıç olur..

..Sonu aşkla biten tek ilaç :-)..

amoksilav

..Bodrum'da Yıldızlı Geceler ve konserde fotoğraf çekmek..

Bodrum Antik Tiyatro'da Turkcell Yıldızlı Geceler Konserlerinde dün akşam sahnede Sezen Aksu vardı.. Biz de bir ilaç mümessili sağolsun, babama eşantiyon olarak getirdiği 4 adet konser bileti ile Sezen aksu'nun Bodrum'daki bu konsere babam ve kardeşlerimle gittik.. Bu arada Bodrum'u da ilk defa görmüş oldum. Yaklaşık 3 saat süren konser Sezen'in şarkıları ve şarkı arası esprileri ile eğlenceliydi.. Önceki cümledeki "eğlenceliydi" yüklemini esasen ben ve kardeşlerim için yazdım.. Biz olmasak babama bedava bilet bile versen gitmez konsere falan.. Malum nesil farkı var aramızda :-)
Konsere ilişkin kendime ait fotoğraflar da eklemek isterdim ama olmadı.. Hatta bunun için fotoğraf makinemi de yanıma almıştım ama konser biletinde de yazdığı gibi "eğlence mekanına fotoğraf makinesi ve kamera sokmak yasaktır" ikazına uyarak makinemi arabada bırakmıştım ki iyi de etmişim. Çünkü benim makine gibi saklanamayacak cinsten olanları içeri almıyorlardı.. Gerçi artık kağıt gibi fotoğraf makineleri ve kameralı telefonlar o kadar çok ki bu yasak neredeyse seyircilerin yarısından fazlası tarafından delinmekte.. Hadi fotoğraf çekiyosun da makinenin flaşının sahneye kadar ulaşamayacağını düşünmeden niye flaşla fotoğraf çekiyosun be kardeşim.. (Ön sıralarda oturanlar hariç :-)) Hem flaşın sahneye ulaşıp ulaşmayacağını da geçtim.. Bu durumda flaşla çekilen fotoğraf istenildiğinden çok daha karanlık çıkar. Çünkü makine flaşla çekim yapılacağı zaman yüksek enstantane hızı kullanır.. Böyle bir durumda en iyisi flaşsız çekimdir ancak bunun da bir dezavantajı vardır ki o da düşük enstantane hızından dolayı fotoğrafın flu yani bulanık çıkmazsıdır, ama fotoğrafı çekerken makineyi sabitleyebilirseniz bu problemden de kurtulabilirsiniz.. Benden söylemesi..

2 Ağustos 2007

..Karting ki ne Karting..

Bu akşam Muğla Karting Center'da bi karting olayına girdik.. Kardeşlerim Musa ve Ömer ile komşularımız Ceren ve Taha ile beraber yaptığımız karting eğlenceliydi.. Musa, Ömer ve Taha'nın nasıl sürdüklerini biliyordum da Ceren ilk defa gelmişti bizimle. Bu ilk ve son olacak sanırım. Pistten sağ çıktığımız için şanslıyız. Allah'ıma şükürler olsun ki şu an tek parçayım.. Taha, ilk yarışında pistin şekliniz değiştirmişti: "Designed by Taha" :-) Ceren de kartingi çarpışan arabalar sandı herhalde ki bam güm vurdu durdu.. Pistin dar kesimlerinde yavaş giderek bizi çileden çıkardı. Neyse son turlara girerken bir baktım Ceren virajı biraz açıktan almakta, benim de 1 metre kadar arkamda beni yarışın başından beri geçmeye çalışan Ömer var. Ben virajı içeriden alayım da Ceren'i geçeyim derken bizim manyak arabayı önüme kırmaz mı.. Sonuç mu?: Ben lastik bariyerlere girdim, Ömer de arabamın sağ tarafından bana.. İşte herşey o anda oldu.. Ömer'in sacrum kemiğinde, benimse lateral tarsal kemiklerimde hasar olduğunu düşünüyoruz :-D
..Allahümme ecirna min şerri Ceren.. => .. Allah'ım beni Ceren'in şerrinden koru..

1 Ağustos 2007

..Yahoo'nun "Byzantion" Ayıbı..

Önceki yazımda bahsettiğim "Byzantion" ayıbı hava durumu tahminleri ile kısıtlı değilmiş.. Yahoo! Maps'te İstanbul yazılıp aratıldığında karşımıza "Byzantion, Turkey" başlıklı sayfa çıkıyor.. Bakalım Yahoo bize yaptığı bu büyük ayıbı ne zaman düzeltecek.. Yahoo'ya iyi bi coğrafya dersi vermek lazım!!!