Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TeamViewer

TeamViewer, bir uzaktan erişim programı.. Yani internet üzerinden başka bir bilgisayarı kontrol etmeye, masaüstü paylaşımına, dosya aktarımına vs. yarıyor.. Benim oldukça kullanışlı bulduğum bir program.. Bilgisayar konusunda genelde bilgi danışılan kişi olduğum için herkese msn'den ya da telefondan yardımcı olmaya çalışmak bazen gerçekten çok ama çok zor olabiliyor.. Hem yardım isteyene eziyet, hem yardım edene.. :) Hani bi Vodafone reklamı vardı ya, şu annesine bilgisayarla alakalı bişeyler anlatmaya çalışan genç.. Aynı o hesap.. :D
Neyse gelelim programa.. Program kurulduğunda kurulan bilgisayara bir ID atanıyor. Bu ID, bir bilgisayardan başka bir bilgisayara bağlanılmak istendiğinde gerekiyor.. Tabi sadece ID yeterli değil.. Bir de şifre -password- var.. Bu şifre program her açıldığında yenilendiği için güvenlik konusunda problem yok.. Bilgisayarlar arasında bir bağlantı yapılmak istendiğinde.. Bilgisayara bağlanan kişi, bağlanacağı bilgisayarın ID kodunu ve programın her açılı…

elif şafak'tan bir köşe yazısı daha..

KIZINIZ BİR SANATÇIYLA EVLENSİN İSTER MİSİNİZ?

Yılbaşı yaklaşırken matrak ama bir o kadar düşündürücü bir araştırmanın sonuçları yayınlandı. Yediden fazla ülkede gençler arasında yapıldı bu araştırma. Bu ülkeler arasında gelişmiş Avrupa ülkeleri de var, Brezilya da. Sorulan sorular kısa ve basitti. Hangi meslekten insanlarla evlenmek istersiniz? Hangi meslekten insanlarla evlenmeyi düşünmezsiniz? İşte sonuç:
Yedi ülkede de en çok beğenilen, saygı duyulan, güvenilen ve dolayısıyla evlilik için tercih edilen meslek grubu aynı çıktı: Doktorlar. Ne doktoru olduğunun dahi o kadar önemi yok, yeter ki doktor olsun eş adayı. Kadınlar da erkekler de doktorlarla evlenmek istiyor. Tüm dünyada bu böyle.
Müthiş bir albenisi var doktor olmanın. Tüm zorluklarına rağmen. Bir yerde iki ayrı insana inanmak durumundaysak ve faraza bunlardan biri doktor ise, adeta otomatik bir biçimde doktor olanı seçiyoruz. Mühendislerden, bankacılardan, müteahhitlerden, öğretmenlerden bile... akla gelecek herkesten bir ka…

elif şafak'tan bir köşe yazısı..

ZOR İNSAN

Bazen duyarız. Biri için "zor insandır o" denir. Şöyle bir kulağımıza değer geçer bu söz. Belki çok fazla üzerinde durmayız. Bir de bazı insanlar vardır ki bizzat "zor adam" ya da "zor kadın" olarak tanımlarlar kendilerini. Kanıksamışlardır bu lafı adeta gönüllü bir yafta, taşıdıkları bir etiket gibi.
Evliliklerini, dostluklarını, başka insanlarla ilişkilerini ve ilişkisizliklerini anlatırken, açıklarken bunu bir özür gibi sürerler önümüze. "Zor insanım ben," derler. Bazen de eşlerden birinin diğeri için bunu söylediğine tanık oluruz. "Bizimki zor adamdır." "Benim hanım zor hatundur." Bu lafla her şeyi açıklamış gibi susarlar sonra gizemli bir tebessümle.
Hani elimize bir büyüteç alıp baksak, kavramı şöyle bir incelemeye alsak. Ne demektir zor olmak bilinmez ama belli ki kelimenin kendisi cazip bir şeydir pek çoklarının dillerinde. Hallerinden şikayet eder gibidirler ama aslında şikayet değil, gizli bir iltifat vardır …

kıyı ege gezimiz..

Bizim gibi kalabalık ailelerde alışılmışın dışında 3 kişi ile 2 günlüğüne bir geziye çıktık bayramın 3. ve 4. günleri.. Genelde ayak bağı olan ufaklıklar olmaksızın babam, kardeşim Ömer ve ben 2 günlük gezimizde Muğla'dan yola çıkıp Milas, Didim, Kuşadası, İzmir, Bergama, Ayvalık, Edremit istikametindeki gezilecek görülecek yerleri gezdik.. Gidilecek ilçelerin belirlenmesi dışında pek planlı bir gezi değildi.. Aklımızda elbette görmek istediğimiz yerler vardı ama zaman zaman gördüğümüz kahverengi tabelaları da takip ettik.. :) Gezdiğimiz yerlerin tarihi ayrıntısına pek girmeden gezimizi kısaca anlatayım:
Muğla'dan bayramın 3. günü yani çarşamba sabahı saat 08:30'da yola çıktık.. İlk durağımız Milas'tı.. Milas'ta Labranda Antik Şehri'ne gittik. Yüksekçe bir yere kurulmuş olan Labranda Antik Şehri daha çok zamanının yönetim merkeziymiş galiba.. Muhtemelen halk daha aşağılarda yaşıyormuş.. Yüksek konumu muhtemelen olası düşman saldırılarını daha rahat bir şekilde g…

muayene ücreti..

Hükümet sağlıkta sevk zincirini uygulamaya koyuyor tekrar. Ve bunu benimsetmek için de aile hekimlerine muayenede ücret almazken fakülte gibi 3. basamak hastanelerden muayene ücretini eczanelerden tahsil ediliyor..
Geçen gün üniversitede muayene olup eczaneye gittiğimde 6 YTL muayene ücretini ilaç üretinin yanısıra aldılar. Toplamda 4,5 YTL'lik ilacı 7,5 liraya almış oldum.. Karneye yazdırdığım için ilaç ücretinin %20'sini ödeyeceğim diye beklerken ilacı fakülteden yazdırdığım için 6 YTL muayene ücretiyle beraber toplam 7,5 YTL ödemiş oldum..
Muayene olup ilaç yazdırmasanız bile 6 YTL borç olarak yazılıyor ve ilaç aldığınız başka bir zamanda tahsil ediliyor.. Aile hekimliğinde muayene olup ilaç yazdırabilecekken fakülteye falan gitmeyin derim ben.. Sonra benim gibi zararlı çıkarsınız.. Benden söylemesi..

yine fener :D

9 yıllık gelenek yine bozulmadı ve Fener Kadıköy'den yine galip ayrıldı.. Hem de 4-1 :D Cincon UEFA'da finale kalsa da Saraçoğlu'nda kazanamadığı için kupayı da alamaz herhalde.. :D

odam..

Bu seneki yeni evimdeki odam.. :)







dönem-IV başlar..

Stajyerliğimizin başladığı 4.Sınıfın ilk haftasını bitirdik.. D grubu olarak başladığımız Kadın Hastalıkları ve Doğum stajı diğer stajlara göre nispeten daha rahat bir staj Dahiliye ve Pediatri ile başlayan A ve B gruplarını düşününce..
Staj takvimi bakımından en rahat grup D grubu gibi.. Sırasıyla Kadın Hastalıkları ve Doğum, Anesteziyoloji, Radyoloji, İç Hastalıkları, Çocuk Hastalıkları, Çocuk Cerrahisi, Genel Cerrahi ve Nükleer Tıp stajlarını alacağız bu sene..
Yeni senemiz hepimize hayırlı olsun.. :)

emirrrrr, rövaşata ve gooolllll.. :)

saw V geliyor..

Müthiş testere serisinin devamı geliyor.. Saw V, 24 ekimde sinemalarda olacakmış.. Serinin 5.filmi de 3. ve 4. filmlerin yönetmeninin elinden çıkmış.. Umarım kötü bir devam filmiyle karşılaşmayız..
Merakla bekliyorum serinin yeni filmini.. :)
Saw V'in sitesi ve fragmanı için tıklayın..
Saw filmlerinin sitesi için tıklayın..

fotoğrafıma dokunma!..

Maliye bakanlığı, 01 Temmuz 2008 tarihinden itibaren geçerli olmak şartıyla fotoğraf makinelerine %20 ÖTV getirdi. ÖTV'nin gerekçesi 2010 İstanbul'un Avrupa Kültür seçilmesine fon sağlanması. Bu ne demek oluyor?
Dünyada bir çok ülkeye göre en pahalısını kullandığımız ürünlere bir yenisinin daha eklenmesi.
Bir sanat aracı vergilendirilerek bir kültür etkinliğinin finanse edilmesi
Kullanıcıların garantisiz ürün almaya itilerek mağdur olması.
Resmi yollarından ithalat yerine bavul ticaretinin desteklenmesi.
Sermayenin kayıt dışına kayması ve vergi kaybı.
Ben bir fotoğrafçıyım. Ama amatör, ama meraklı, ama sanat, ama profesyonel, ama meslek icabı.. Sonuçta ben bir fotoğrafçıyım. Benim için fotoğraf çekmek hobi ya da ekmek parası.. Benim işimi, ekmeğimi, hobimi elimden almak istiyorlar. Hangi sanat dalında var ki "Özel Tüketim Vergisi"!
Şimdi ben bir fotoğraf sevdalısı olarak bunca vergiyle nasıl başa çıkacağım. Ya bu vergileri verip sadece bir kereye özel fotoğraf makinesi alac…

malatya'08, nemrut dağı ve yayla..

Yaz tatillerimizin rutinlerinden Malatya sıla-i rahimimizi de yaptık.. Muğla'dan amcamlarla birlikte 2 arabayla gittik Malatya'ya her zamanki gibi tek günde.. Babama ne kadar o kadar yolu tek başına gitmen zor yardım edeyim dediysem de gidişte yardım istemedi pek..
Malatya'da bu sene önceki senelerden farklı olarak ben bir gece yayla'da Nemrut Dağı'nın eteklerinde kaldım.. Elektriğin olmadığı lüks lambalarla aydınlatılan taş evler.. Güzel mekanlar ama orada 1-2 ay kalmak zor olsa gerek.. Rüzgarın zaman zaman sert esmesi zor anlar yaşattı bana açıkçası.. Ağzımıza burnumuza kum dolmasını geçtim Nemrut Dağı'na amcamla çıktığımızda arabadan çıkar çıkmaz gözlüğüm uçtu.. Gözlük hafif olunca uçması da olağan olabiliyo.. :) Gözlük uçtuktan sonra ben bi an umudu kestim gözlükten ama esen sert rüzgarın yere yakın yerlerde çok şiddetli olmaması ve yerde duran plastik çatalın rüzgarda olduğu yerde kalması umutlandırmıştı beni.. Amcam ben ve yayladan bizimle beraber gelen ye…

bu sene tatilin adresi: datça..

Bu sene önceki senelerden farklı olarak tatil için Datça'daydık.. Biraz mecburen oldu ama gayet güzel bir 3 gündü.. Ekincik'te yer bulamayınca alternatif tatil mekanları aramaya başladık ve Datça'da küçük, kendi halinde, güzel bir pansiyon olan Ova Pansiyon'u bulduk..
Bu seneki tatil mekanımızla Ekincik'teki standartlaşmış tatillerimizi karşılaştıracak olursak her ikisininde kendine göre eksileri ve artıları vardı tabi.. Ekincik'te oteller daha organize doğal olarak ama Datça'da tatil yaptığımız yer küçük olduğu için daha bizbizeydik.. Pansiyonun sahibi olan ailenin ufaklıklarınd
an Berfin durmaksızın bizi soru yağmuruna tutuyordu: Neden hep siyah giyiyorsunuz?, Neden böyle?, Neden şöyle? :)) Bir diğer ufaklık Ada ise objektiften kaçan ürkek tavırlarının yanısıra ben kız değilim, Ada'yım demesiyle çok şirin bir kızdı.. :) Bir de Minnoş vardı.. :) Kedileri.. Oldukça sırnaşık bir kedi olan Minnoş yemek sırasında masanın altında ayaklarımıza sürtüne sürtüne …

dönem-III biter ve dönem-IV'e merhaba..

3.sınıfı da geride bıraktığım bugünlerde bunun mutluluğunu yaşıyorum.. :) Resmi olmayan sonuçlara göre tüm dersleri geçtim.. :) İki dersim kaldı açıklanmayan ama onları da getiğimi düşünüyorum. Umarım bi sürpriz olmaz..
Hayırlısı ile o iki dersimi de verdiysem inş. stj.dr. ünvanını aldım sayılır.. :)
1/2'lik stj.doc oldum galiba.. :)

1000..

1000 gün olmuş be..
Tıp deryasının içine gireli, anfilerde dirsek çürütmeye başlayalı 1000 gün olmuş.. Zaman geçiyor hızla.. 1000 gün olmuş tıp fakültesine başlayalı ama bu 1000 günde daha fazla yaşlandık valla.. Önce biyokimya ve anatomi, sonra mikrobiyoloji (özellikle immünoloji) ve biyofizik, sonra halk sağlığı ve yine mikrobiyoloji, sonra patoloji ve farmakoloji.. Kabus gibi geldi geçti hepsi.. Gerçi farmakoloji ve patolojinin geçmiş olduğuna dair resmi açıklamalar gelmedi ama bi problem beklemiyorum onlardan.. :) Bugünkü farmakoloji sınavı bayağı kastı ama kendime yetecek notu aldım herhalde.. :)
3.sınıf da bitti sayılır.. Cuma itibariyle 3.sınıf noktalanacak inş. önümdeki kadın&doğum ve dahiliye finallerini de hayırlısıyla atlattıktan sonra..
Yolu yarıladık sayılır.. => 5,96/12 :)

T.Ü.Fotoğrafçılık Topluluğu Bahar Şenlikleri Etkinlikleri

Dün, Trakya Üniversitesi 12-18 Mayıs Bahar Şenlikleri kapsamında Fotoğrafçılık Topluluğu olarak Karma Fotoğraf Sergimizi açtık ve Photoworld Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Fotoğraf Sanatçısı Murat GÜR Bey'in katılımıyla Söyleşi/Dia Gösterisi programını gerçekleştirdik..
Katılım iyi olmasa da güzel bir program olduğunu düşünüyorum.. Sergimiz de üniversitemiz bahar şenlikleri sonuna kadar yani 18 Mayıs akşamına dek Trakya Üniversitesi Türkan Sabancı Kültür Merkezi'nde gezilebilecektir..
Dün akşam programdan sonra anladım ne kadar yorulduğumu.. Oldukça yoğun bir tempoda sergiyi hazırladık ve misafirimizi ağırladık.. Yorucu ancak güzel bir gündü.. :) Bu seneki etkinlikler başkanlıktaki ilk senemde bana tecrübe oldu.. Umuyorumki seneye daha güzel etkinliklerle dolu bir yıl olacak..

bolu: abant, yedigöller ve gölcük..

Haftasonu Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kokino Grubu'nun düzenlediği Abant-Yedigöller-Gölcük gezisi vardı.. Gezi tek kelime ile harikaydı.. Çok hoşuma giden kareler yakaladım bu gezide..
Cumartesi 02:00'da Edirne'den yola çıktık.. Sabah 09:00 sularında Bolu Dağı'nda kahvaltımızı yaptıktan sonra önce Abant'a gittik.. Abant'a vardığımızda hava yağmurluydu. Mangalımızı yaktık, köftelerimizi yedik.. Bi çiftli ekmeğin yarısını mideme indirdikten sonra yağmur da dinince bol bol fotoğraf çektim, çektirdim.. Abant'tan sonra önce şehir merkezine alışverişe, sonra da Yedigöller'e geçtik.. Yedigöller'e gider gitmez çevre keşfine ve fotoğraflar çekmeye başladık.. :) Yedi tane gölden oluşan Yedigöller harika bir yer.. Büyükgöl, Sazlıgöl, Nazlıgöl, Uzungöl, Kurugöl (Küçükgöl), Deringöl, Seringöl'ün yanında Gülen Kayalar, Pisagor Ağacı, çeşmeler ve şelale gibi bir çok gezilecek yeri var Yedigöller'in.. Geceyi cep telefonlarının kapsama alanı dışında kal…

TÜFOT Mayıs Şenlikleri Etkinlikleri..

Trakya Üniversitesi Mayıs Şenlikleri çerçevesinde T.Ü.Fotoğrafçılık Topluluğu olarak bir karma fotoğraf sergisi ve 1 fotoğraf sanatçısı panel/söyleşi ve dia gösterisi düzenleyeceğiz..
14 Mayıs Çarşamba günü 16:30'da Trakya Üniversitesi Türkan Sabancı Kültür Merkezi'nde açılacak olan karma fotoğraf sergisinin akabinde yine T.Ü. Türkan Sabancı Kültür Merkezi'nde 17:00'da Photoworld Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve fotoğraf sanatçısı Murat GÜR, 'Profesyonel Dijital Kamera Modellerinin Manuel Ayarları ve Kullanım Teknikleri' konulu söyleşisiyle ve dia gösterisi ile bizlerle olacak..

5.kata çıkcam.. :)

Geçen gün yine kütüphanede ders çalışıyoruz.. Malum vize haftasından anca çıktık.. Neyse işte, ders çalışmanın baydığı, karnımızın zil çaldığı anlardan birinde bişeyler yemek için hastanenin altında gidiyoruz.. Giderken çalışma salonunun bulunduğu hastanenin 2.katında bir amca asansör beklemekteydi ama sadece tek katlara çalışan asansörlerin önünde beklemekteydi. Biz de söyleyelim de orada beklemesin diye düşündük. Bunu üzerine amcaya yaklaşıp "amca bu asansörler sadece tek katlara çalışır." dedim.. Amcadan aldığım cevapsa gayet hoştu: "Tamam işte, ben de 5.kata çıkcam zaten".. :))

House M.D.

Lost'tan sonra Hereos, ondan sonra da House M.D... Lost ve House M.D. başka ama.. Lost zaten favorim ama House M.D.'yi izlemeye başladığımdan beri House M.D. de ikinci favori dizim oldu. Dizinin cimri, kötümser, gururlu, azimli, kinci, hilekar, saygısız ve daha nice benzer özellikler taşıyan doktoru Gregory House ve ekibinin başrolde olduğu dizide birbirinden ilginç vakalar konu edilmekte.. 4.sezonunda olan diziyi izlemeye devam ediyorum.. Yaklaşık olarak hergün bir bölüm izlediğim dizide henüz 2.sezondayım.. :) Şu sınav haftasını bi atlatayım da ondan sonra performansımı artırırım biraz. :)
Elinde bastonuyla Dr.House karakterine bayıldım ama.. :) Kendisinde olan kötü özelliklerin yanında zekası ile izleyenleri kendine hayran bırakıyor.. :) Ayrıca yaptığı ince espriler de cabası..
Tıpla ilgilenenlerin ilgisini çekecek harika bir yapım bence.. Şiddetle tavsiye ederim.. :)

Dr.House'un dilinden düşmeyen repliğini de söylemeden edemeyeceğim: EVERYBODY LİES!!

YMD pilav'08..

Bu sene de geleneksel pilav günümüzde bir kez daha Yamanlarlılar olarak buluştuk ve hasret giderdik.. Önceki seneye nazaran katılım biraz az gibiydi.. Genel katılım az olsa da biz Yamanlar'04 mezunları geçen seneye göre daha fazlaydık sanırım.. Bizim sınıfın katılımı ise pek farklı değildi: Semih, İrfan, İhsan, Muhammed, Ahmed, Meriç..
Bu sene, pilav günümüzün bir de konuğu vardı: Meclis Eski Başkanı ve AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç..

Pilav günlerinin olmazsa olmazlarından onur ödülünün takdimi Bülent Arınç Bey tarafından yapıldı..
Yurtdışındaki mezunlardan katılamayanlar videolarıyla programa renk kattı.. Bizim sınıftan Muhammed Ali ile Kadir de G.Kore'den bize selam gönderenlerdendi..
Pilav günümüzün klasiklerinden çekilişimize gelince. 3 senedir "Aydın'lar" olarak boş geçmediğimiz çekilişi bu sene boş geçtik.. Çekilişle dağıtılan hediyeler de geçen seneki hediyelerin gölgesinde kaldı. Yine de güzel hediyeler vardı: Tatiller, tek taş yüzük, hediye çekleri vs…

recep ivedik..

Recep İvedik, dün gösterime girdi.. Ben de dün filme gitme şansı buldum.. Aslında ben bilet bulabileceğimizi pek tahmin etmiyordum ama bulduk her ne kadar Kipa Cinemarine'de bulamasakta.. Gerçi filmde aksiyon falan olmadığı için iyi bir sinemada izlemek şart değil tabi.. Çok fazla bir beklentiyle gitmemiştim filme ki iyi etmişim fazla bişey beklememekle.. Sonuç olarak film amacına ulaşarak seyircisini güldürüyor Recep İvedik'in argoyla karışık ani çıkışlarıyla.. :) Bazı esprileri gerçekten iyi ama.. :)) Klasik repliği ile son veriyorum ben de yazıma: Konuşma leyn.. :D Asabiyim, kompleksliyim... :D

aklı başında olan bu trene binmez!..

bilgisayarıma anne eli değdi. :)

Laptopum tesettüre girdi :) :P Laptopumun bu kararına saygı duyuyorum ama benimle birlikte üniversiteye gelebilmesi için Gül'ün onayını beklemesi lazım :) :P Laptopumun bu kararın üzerine annemden laptopum için bir elbise örmesini rica ettim.. :) İşte sonuç.. Annemin ördüğü bu elbiseyle laptopum bence gayet şık oldu.. :)

ülkemizin malum gündemi ve bir yazı..

Ülkemizin malum gündemi hakkında yazılmış bu yazıyı paylaşmak istedim: Başörtüsü ve Provokasyonlar

Soru: Bir yandan, İlahiyatçı olsa da olmasa da, hemen herkes tesettürle alâkalı ahkâm kesiyor; diğer taraftan da, çarşaf yakma ve dinin esaslarına hakaret etme gibi provokasyonlarla ciddi gerginlikler çıkartılıyor. Mevcut tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemi arızasız ve kayıpsız atlatabilmek için kimlerin ne gibi görevleri olduğunu düşünüyorsunuz?


Cevap: İşin doğrusu tesettür meselesi son zamanlarda bir yönüyle çok büyütüldü. Biraz da mesele politize edildi. Herkes için demiyorum. Politize edenler oldu. Bir yönüyle de mülahaza ayağa düşürülmek istendi. Kur’an’ın bir emri olması itibarıyla “ayağa düşürüldü” tabirini betahsis kullanmadım. Şimdiye kadar değişik şeyler hep böyle yapılmıştır. Bir bardak suda böyle fırtına koparılmıştır. İhtisas alanlarına saygısızlıktan kaynaklanan bir yanı var meselenin; bir de tesettür üzerinden politika yapma yanı var.
Bazı insanların ruhlarında …

hitman..

Gösterime girdiği andan itibaren gitmek istediğim Hitman'a bu akşam gitme fırsatını ancak buldum.. Oyunu gerçekten harika olan Hitman'in filminde beklediğimi bulamadım. Muhtemelen filme büyük bir beklenti içinde gidenlerin çoğu oyununu oynayan kesimdir benim gibi.. Açıkçası filmde bir senaryo bulamadım. Film genel itibariyle aksiyon sahneleriyle seyirciye eğlence vermesi için hazırlanmış bir film. Barkodlu katilimiz Ajan 47'yi Timothy Olyphant oynuyor. Filmde LOST dizisinden Desmond olarak tanıdığımız Henry Ian Cusick da oynuyor. Filmde İstanbul'da çekilmiş bir bölümde var.. Galata Kulesi'nde bir akşam yemeği falan.. Film aksiyon severler için güzel.. Ayrıca baş rol oyuncusu olarak da daha karizmatik bir oyuncu seçilebilirdi bence..

bekleyiş sona erdi: LOST sezon 4 başladı..

LOST'un 4.sezonu 31 ocak'taki yeni bölümle başladı.. Ben de ilk üç sezonunu kısa sürede izlediğim LOST'un yeni bölümünü dün gece 4GB'lık internet kotamızın 350MB'ını feda ederek izleme imkanı buldum.. Uzun bekleyişten sonra insan ister istemez dizinin bu yeni bölümünden çok şey umuyor.. Dolayısıyla biraz hayal kırıklığı ile beraber yine de fena değildi. Bu bölümde ada ahalisi, adaya gelenlerin kendilerini kurtaracağını umanlar Jack liderliğinde ve adaya gelecek olanların kendilerine zarar vereceğini düşünenler John liderliğinde olmak üzere 2'ye ayrılıyor.. Bu bölümde Hurley'in flash forwardlarını da sıkça görüyoruz.. Dizinin son sahnesinde ise adaya inen yeni bir paraşütçüyü görüyoruz.. Heyecan devam ediyor..

yolun yarısına az kaldı..

Bir dönem daha geride kaldı, kaldı 3,5 yıl.. :) 5/12'lik doktor olduk artık.. :P
Halk sağlığını da geçtim ya, gönül rahatlığıyla bi tatil yapıyorum artık.. :) Halk sağlığını stajına dek tarihe gömdüm ama zor dersler yine var yine var.. Önümüzdeki dönem de özellikle patoloji ve farmakoloji ile uğraşacağız artık.. Neyse şimdi bunları düşünmeyelim de tatilimizin keyfini çıkaralım.. Geçen sene 1 hafta olan sömestr tatilimiz bu sene nasıl olduysa 3 hafta.. Kurban bayramı da yapamamıştık 2.vizelerden dolayı.. Nihayet adam gibi bi tatil yapacağız.. ;) OH BEA!!! (Edirne ağzı AVEA sloganı :D)

hoşgeldin XY bebek :)

Bugün öğle saatleri itibariyle no.9 ( henüz bir ismi yok :) ) dünyamıza teşrif etmiş bulunmaktadır.. Bi oğlak daha :D
7.kez abi oldum.. :)
Rabbim kendisine uzun ve hayırlı bir hayat nasip etsin inşallah..

Dünyamıza Hoşgeldin XY Bebek :)

edirne'de kış..

ders notları düzene girdi | final çalışmaları başlasın! :)