19 Temmuz 2008

malatya'08, nemrut dağı ve yayla..

Yaz tatillerimizin rutinlerinden Malatya sıla-i rahimimizi de yaptık.. Muğla'dan amcamlarla birlikte 2 arabayla gittik Malatya'ya her zamanki gibi tek günde.. Babama ne kadar o kadar yolu tek başına gitmen zor yardım edeyim dediysem de gidişte yardım istemedi pek..
Malatya'da bu sene önceki senelerden farklı olarak ben bir gece yayla'da Nemrut Dağı'nın eteklerinde kaldım.. Elektriğin olmadığı lüks lambalarla aydınlatılan taş evler.. Güzel mekanlar ama orada 1-2 ay kalmak zor olsa gerek.. Rüzgarın zaman zaman sert esmesi zor anlar yaşattı bana açıkçası.. Ağzımıza burnumuza kum dolmasını geçtim Nemrut Dağı'na amcamla çıktığımızda arabadan çıkar çıkmaz gözlüğüm uçtu.. Gözlük hafif olunca uçması da olağan olabiliyo.. :) Gözlük uçtuktan sonra ben bi an umudu kestim gözlükten ama esen sert rüzgarın yere yakın yerlerde çok şiddetli olmaması ve yerde duran plastik çatalın rüzgarda olduğu yerde kalması umutlandırmıştı beni.. Amcam ben ve yayladan bizimle beraber gelen yeğenlerimle aramaya başladık gözlüğümü. Bi de üstüne plastik çatalla deney yaptık. Arabanın üzerinden bıraktığımız çatalın rüzgarla nereye gittiğine baktık ve nihayet gözlüğümü buldum.. :) Bu sıralarda Nemrut Dağı'nı bir an önce gezmek için çırpınan ufaklıklar "Bişey olmaz abi Malatya'ya gidince yenisini alırsın" diyolardı.. Kasap et derdinde, koyun can derdinde.. :)
Nemrut Dağı'na 7 yıldan sonra tekrar çıkmış oldum bu sene.. Nemrut Dağı'nın iyi bir restorasyon çalışmasından geçmesinin gerektiğini benle birlikte Nemrut Dağı Milli Parkı'nı gezen herkes düşünüyodur herhalde..
Nemrut Dağı'nı gezdikten sonra yaylanın ufaklıkları bizi yaylalarını gezdirdi.. Yayla halkının verdiği isimler olsa gerek çevredeki taş tepelerin, mağaraların isimleri var.. Tam yazılışlarını bilemiyorum ama okunuşuyla "Kri Şkafti Poşe" isimli bir ufak tefek mağaraları var. Kri Şkafti Poşe'nin Türkçe manası Paşa Taşı Mağarası.. Kri: Taş, Şkaft: Mağara, Poşe: Paşa.. "Kuskha Barkhun" güneş tepedeyken taşların gölge yaptığı bir yer.. Çocuklar, gençler zaman zaman oraya gidip oturuyorlarmış.. "Kunbarf"lar ise kar kuyuları ya da tam manasıyla kar kuyuları.. Kun: Delik, Barf: Kar..
Yayla da biri büyük biri küçük futbol sahası da var.. :) Direkleri taşla belirlenmiş olan bu sahalarda çocuklar neredeyse en büyük eğlenceleri olan futbolu oynular.. Bize de maç teklifi getirdiler ama ayakkabım futbol oynamaya müsait değildi.. :)
"Kunbarf"lardan sadece birine içerisinde kar kalana gittik.. Gidişi oldukça meşakkatliydi deşen yalan olmaz hani.. Kışın yağan karların erirken beraberinde erittikleri kayalar keskin kenarlarıyla zaten zor olan gidiş yolunu iyice zorlaştırıyor.. Kar kuyusunda biz kar görebilecek kadar ileriye gidemedik.. Bize rehberlik eden yeğenim Cebrail ve arkadaşı kar kuyusunun ilerisindeki küçük bir delikten geçip iki çuval kar ile geri göndü.. Biz de evde kara pekmez ekleyip yedik.. Harikaydı.. Zaten kar şerbetini de çok severim.. Bi de special yaptık.. Pekmezin yanına ben biraz da Cappy %100 portakal suyu ekledim.. Fena da olmadı hani.. :)
Yayla macerası güzeldi yani..
Malatya dönüşümüzde yine sabah erkenden 6 sularında çıktık yola.. Kahvaltımızı Kayseri'de olan abimin evinde yaptık.. Bi 3 saat orada kalıp tekrar yola çıktık.. Dönüş yolunda Konya'dan sonra babam arabayı verdi artık.. Dönüşümlü kullandık hava kararınca.. Bi 350-400km. kullandım toplamda.. Gece 03:30 sularında yorucu yolculuğumuz sona ermişti nihayet..