Ana içeriğe atla

bir alıntı üzerine kısacık bir yazı..

"GÜNAH
Gerçekten günah kavramını önemseyen bir insan normalde özünde varolan birçok davranıştan yaratıcı korkusu sebebi ile kaçınır. Hareketlerine inandığı ölçülerde sınır getirir, kendisini kısıtlar. Peki günah kavramını yadsıyan bir insan olumlu davranışlarda bulunduğunda bu tanrı nazarında eşit mi değerlendirilir? Birinde günah korkusu varken diğerinde özden gelen bir ahlak vardir. Kişinin var olanı benimsemesi değil kendi degerlerini yaratması."

Blog dünyasının yenilerinden ve aynı zamanda sınıf arkadaşım Kürşat'ın blogundan yaptığım bu alıntıya binaen kendi fikirlerimi beyan etmek istiyorum:

Bir kişinin günah kavramını yadsıması ancak yaratıcıya yani Allah'a inanmaması durumunda olur.. Çünkü eğer bir yaratıcı söz konusu ise ki şüphesiz vardır, yaşam için belli kuralların olması da beklenir.. Sonuçta hiçbir şey yaratılmış ve kendi haline bırakılmış değildir.. Bu imtihan dünyasında kurallar dairesinde yaşıyoruz.. Bu kurallara uyduğumuz ve Allah'ın bizden istediklerini yaptığımız ölçüde mükafatlandırılacağımız gibi günahlara ve haramlara girdiğimiz ölçüde de cezalandırılacağımızı biliyoruz.. Dört büyük kitapta da Yaradan'ın varlığı açıktır ve Allah inancı söz konusudur.. Allah inancının dinlerin en öncelikli unsuru olduğunu göz önünde bulundurursak bu inanca sahip değilken olumlu davranışların bi değeri kalır mı bunu bir düşünmek lazım..

Bu blogdaki popüler yayınlar

kader..

"Her zaman yapılan yanlış nedir, bilir misin? Yaşamın değişmez olduğunu sanmak, trenin ray değiştirmeden sonsuza kadar gideceğini düşünmektir. Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir. Artık çıkış yolunun kalmadığını sandığın bir durumda umutsuzluğun zirveye vardığında, rüzgâr hızıyla her şey değişir, altüst olur ve bir andan ötekine geçerken kendini yeni bir yaşantının içinde bulursun."

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git - Susanna Tamaro

minibahçe..

sonbahar'ın renkleri..